Menu EN

S360MAG

8 September

Sosyo-ekonomik problemler ve hidroelektriğin geleceği

1882 yılından bu yana insanlar akan suyun enerjisinden yararlanarak elektrik üretiyor. Bu şekilde elektrik üretilmeye başlamasının üzerinden sadece 135 yıl geçmesine rağmen hidroelektrik, günümüzde tüm dünyadaki ihtiyacının 6'da birini karşılayacak kapasiteye ulaştı ve mega baraj projeleri hala devam ediyor. Hidroelektrik santrallerinin ne kadar sürdürülebilir olduğu uzun zamandır tartışılsa da diğer tüm enerji çeşitleriyle karşılaştırıldığında mevcut enerji miktarının elektriğe çevrilmesinde daha iyisi yok. Modern hidroelektrik türbinleri %90 verim ile enerjiyi elektriğe çevirirken fosil ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları en yüksek olarak %40-45 verimliliğe ulaşabiliyor.

Fakat yine de hidroelektrik santralleri tüm çevresel ve sosyo-ekonomik etkileriyle sandığımız kadar sürdürülebilir olmayabilir. Büyük Barajlar Uluslararası Komisyonu'na göre tüm dünyada kayıtlı 33.000 baraj bulunuyor. Çin'de bulunup kayıt dışı olanlarla birlikte bu rakamın aslında 50.000'lere yakın olduğu düşünülüyor. Su altında kalan ve çürüyen vejetasyon ile metan gazı salan barajların tek olumsuz çevresel etkisi bu değil. Özellikle balık ve amfibi popülasyonunu olumsuz etkileyen barajlar alüvyon akışını da engellerken doğal yaşamı baştan sona etkiliyor. Bunun yanında bu doğal kaynaklardan yararlanarak geçimini sağlayan toplulukları direkt olarak etkilerken, rezervuarın büyüklüğüne göre insanların evlerinden olmalarına da sebep olabiliyor.

Sosyal ve çevresel etkileri yavaş yavaş daha da keskinleşen barajlar konusunda paydaş tarafındaki baskı da artıyor ve bu durum karşısında hükûmetler ve özel şirketler buna uygun zorunlu kararlar almak zorunda kalıyorlar. ABD sınırları içerisinde 1912 yılından bu yana 1185 baraj yıkılırken bu rakam sadece 2014 yılında 72 oldu. Uzun mücadeleler sonucunda yıkılan barajlarla değişen paradigma yeni projeler için de önemli sorunları gündeme getiriyor.

Geçtiğimiz günlerde Hindistan'ın Narmada vadisinde yapılacak olan Sardar Sarovar Barajı, dünyanın en tartışmalı barajı haline geldi. Baraj yapımıyla 192 köyde yaşayan toplam 40.000 kişinin zorla evlerinden olması gündeme geldi. 385 dinsel bölgeyi de sular altında bırakacak olan rezervuar sebebiyle çok sayıda insan açlık grevi başlatmış durumda. Barajla beraber Hindistan'da toplam 200.000 kişi ülke içinde taşınmaya zorlanmış olacak ve 2016'da yayınlanan bir rapora göre şu ana kadar taşınan insanların rehabilitasyonu için harcanması öngörülen fonun 130-200 milyon Euro kadar gibi bir kısmı yüksek oranda seyreden yolsuzluk faaliyetlerinden dolayı boşa harcandı. Ve henüz bu konuda geri adım atan yok.

Bir diğer örnekse Honduras'ın Gualcarque nehri üzerinde inşa edilecek olan Agua Zarca Barajı. Lenca halkının kutsal topraklarını sular altında bırakacak ve yüksek biyoçeşitliliğe sahip bölgedeki türlere geri dönüşü olmayan şekilde zarar verecek bu projeye karşı uzun süre mücadele veren ve insan hakları ihlallerine dikkat çekmeye çalışan Berta Caceres geçtiğimiz ay öldürüldü. 2013 yılında da aktivist arkadaşını kaybeden Caceres'in ölümüyle birlikte yerel topluluklardan artan tepki sonucunda projenin tüm uluslararası finansörleri projeden çekildiğini açıkladı.

En güncel uluslararası örneklerden bir tanesi de Ilısu Barajı. Günümüze dek projeden etkilenen kişi sayısı 15.000'i bulmuşken projenin en büyük tartışma yaratan yanlarından birini de 12.000 yaşındaki Hasankeyf yerleşkesinin %80'ini sular altında bırakması durumu. Projeyle, henüz kazı yapılmamış muhtemel tarihi alanlar baraj suları altında kalacak, Dicle nehrinin zengin ekosistemi zarar görecek ve Irak'ın UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Mezopotamya bataklıklarının kısmi olarak kuruyacak olması. 2009 yılında sosyal, kültürel ve çevresel etkilerini sebep göstererek Alman, Avusturyalı ve İsviçreli garantörleri projeden çekildi.



Dünyadaki büyük altyapı projelerinin en büyük finansörlerinden olan Dünya Bankası bu tip projelerin kaderini belirleyen kuruluş sayılabilir. 2011 ve 2014 yılları arasında toplam yatırımların %70'i hidroelektrik enerjisi yatırımlarına ayrıldı. Günümüzde hidroelektriğe olan bu iştahsa yarattığı etkiler nedeniyle azalmış durumda. 2015-2016 yılları arasında hidroelektriğin payı %25'e düşmüşken Banka, Hindistan'daki çatı güneş enerjisi projelerine ve Fas'taki konsantre güneş enerjisi santraline 500 milyon dolar ve güneş enerjisine toplam 1 milyar dolar ayırdı. Böylece güneş enerjisine yatırım tarihinde ilk defa hidroelektriğin önüne geçmiş oldu. Buna ek olarak Banka'nın yatırımları sonucunda Nijer'de çıkan insani kriz ve yolsuzluk sebebiyle finansal desteğini çekmek zorunda kaldığı dünyanın en büyük baraj projelerinden olan Inga 3 Baraj'ı Banka'nın imajına zarar verdi. Bu sebeplerden dolayı zarar gören imajını düzeltmek için yatırımları azalttığı düşünülen Banka özel sektör kolu olan IFC ile dünyanın başka yerlerinde baraj projeleri desteklemeye devam ediyor.

PAYLAŞ: