Menu EN

S360MAG

10 October

IPCC Değişen İklimde Okyanus ve Kriyosfer Özel Raporu yayınlandı

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change— IPCC), Değişen İklimde Okyanus ve Kriyosfer (Ocean and Cryosphere in a Changing Climate) başlıklı özel raporunu yayınladı. 36 ülkeden 104 bilim insanının katılımıyla derlenen rapor; iklim değişikliğinin okyanus, kıyı, kutup ve dağ ekosistemleri ile bu ekosistemlere bağlı yaşayan insan topluluklarına etkisini inceliyor. Raporda öne çıkan bazı noktaları sizinle paylaşıyoruz:

• Küresel sıcaklığın sanayi devrimi öncesi seviyelere göre 1°C derece yükseldiği görülüyor. Fazla ısının %90’ını okyanuslar almış durumda ve bu oranın 2100’e kadar 2 ila 4 katına çıkacağı öngörülüyor.

• Okyanuslarda sıcak dalgalarının sıklığı artıyor. Küresel ısınmanın 2°C dereceye ulaşması durumunda sıcak dalgaları 20 kat daha sık görülecek. Okyanusların ısınması okyanus katmanlarının birbirine karışmasını önleyerek oksijen ve besin öğelerinin canlılara ulaşmasına engel oluyor.

• Okyanuslar 1980’lerden beri sera gazı salımlarımızın %20 ila %30’unu emmiş bulunuyor. Suda çözünen karbondioksit miktarının artması suyun asitliğini arttırarak canlı hayatını tehdit ediyor.

• Artan sıcaklık ve asitlik okyanustaki canlı çeşitliğini azaltıyor ve dağılımını değiştiriyor. Tropik bölgelerde canlı miktarı azalırken kutup bölgelerinde artacağı öngörülüyor. Bu durum deniz ürünleri ticaretine dayalı ekonomiler için büyük bir tehlike arz ediyor.

• Dünyada 670 milyon insan yüksek dağlık alanlarda, 680 milyon insan alçak kıyı alanlarında yaşıyor. Bu bölgelerde yaşayan insanların yaşam biçimleri kriyosfer, yani buzul alanlardaki değişimden direkt etkileniyor.

• Avrupa, Doğu Afrika, tropikal And Dağları ve Endonezya'da bulunan küçük buzulların, yüksek salım senaryolarında 2100’de mevcut buz kütlelerinin %80'inden fazlasını kaybetmiş olacağı tahmin ediliyor. Bu durum bölgesel turizmi ve kültürel varlıkları olumsuz yönde etkileyecek tarım ve hidroelektrik enerji potansiyellerini düşürecektir.

• Buzul, kar, buz ve permafrost tabakalarının eriyerek coğrafi koşulları değiştirmesi heyelan, çığ, taş düşmesi ve sel riskini arttırıyor.

• Deniz seviyesi 20. yüzyılda yaklaşık 15 cm yükselmiş bulunuyor. Şu anda yükselme hızı geçtiğimiz yüzyıla göre iki katına çıkmış durumda ve artmayı sürdürüyor. Deniz seviyeleri yılda 3.6 mm yükseliyor. Küresel ısınmanın 2°C derecenin altında tutulduğu senaryoda dahi 30 ila 60 cm'ye ulaşabileceği tahmin ediliyor. Daha yüksek bir sıcaklık artışı senaryosunda ise seviye 60-110 cm civarında olabilir.

• Küresel ısınmanın etkisiyle tropik fırtınalar ve yağışlar artıyor. 2050’ye gelindiğinde tarihte yüz yılda bir görülen hava olaylarının her yıl görülmeye başlanacağı tahmin ediliyor.

• Deniz seviyelerinin yükselmesi olağanüstü hava olaylarının sel riskini arttırarak daha büyük hasar yaratmasına yol açıyor. Deniz seviyelerinin yükselmesi bazı ada ülkelerinin yaşanamaz duruma gelmesine sebep olabilir. Günümüzde 65 milyon insan ada ülkelerinde yaşıyor.

• Küresel ısınma 2°C'nin altında tutulsa bile 2100'e kadar yakın yüzeydeki permafrostun yaklaşık %25'inin (3-4 metre derinlik) eriyeceği öngörülüyor. Daha yüksek sıcaklık artışında ise %70 civarında yüzeye yakın permafrostun kaybedilme olasılığı var. Dünya yüzeyindeki permafrost tabakası atmosferdeki karbonun yaklaşık iki katını tutuyor. Erimesi durumunda ciddi miktarda karbon serbest kalacak.

IPCC raporunda görüldüğü üzere okyanusların ve küresel buzul tabakasının ısınması çok ciddi problemleri beraberinde getiriyor. Şehir ve toplumların karşılaşacağı doğal afetler ile büyük göç hareketleri, kaybedilen kültürel ve ekonomik değerler küresel boyutta krizlere yol açabilir. IPCC raporu bir kez daha karbon salımlarımızı düşürmemizin önemi ve aciliyetini bizlere hatırlatıyor.

PAYLAŞ: