Menu EN

S360MAG

4 August

İklim değişikliği ile mücadelede finans sektörünün konumu

55 ülke ile Avrupa Birliği üye ülkelerinin aldığı kararla Paris İklim Değişikliği Anlaşması, 4 Kasım 2016’da uygulamaya geçildi. Güncel araştırmalar, Paris Anlaşması'nın “1,5 derece” hedefine ulaşılmasında %50 ihtimal olduğunu ortaya çıkarırken, İngiltere Bankası ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB) Başkanı Mark Carney, ufukta bekleyen felaketi önlemek için eyleme geçmek için az vaktimiz kaldığını, “Gelecek nesiller, iklim değişikliğinin felaket etkilerini önceki nesillerin çok daha ötesinde hissedecek ve mevcut neslin bunu düzeltmek sahip olduğu teşvikten çok daha fazla bir ekonomik maliyet getirecek” sözleriyle belirtiyor.

İklim değişikliğinin finansal istikrara yönelik sistemik bir risk olarak tanımlamak ve Paris hedefine bağlı kalmaya çalışmak, ülkelerin emisyon verilerinin açıklanmasından çok daha ileri gitmek gerektiğini belirten FSB'nin İklimle İlişkili Finansal Beyanlar Görev Grubu (TCFD)‘nün yayımladığı Haziran 2017 raporu, özel sektöre yatırımcıların beklentileri ve ihtiyaçlarıyla uyumlu iklimle ilişkili finansal risklere yönelik bir çerçeve sunuyor. Raporda, daha istikrarlı bir şekilde yapılacak tebliğlerin hem özel sektörün hem de yatırımcıların emisyonlarını azaltma ve esnekliği arttırma konusunda daha bilinçli kararlar almaya yönlendireceği vurgulanıyor.

İklimle ilişkili finansal risklerin bir çerçeve ile açıklanması ihtiyacına yönelik ilk defa yazılan “2015 The Economist Intelligence Unit” (EIU) raporunun 2017'de devam niteliği taşıyan versiyonu, finans sektörünün iklim değişikliğiyle mücadelede konumuna odaklanıyor. Yeni raporda yer alan temel bulgular şu şekilde özetlenebilir:

·         Finansal İstikrar Kurulu'nun İklimle İlişkili Finansal Beyanlar Görev Grubu’nun, görüşülen kişiler tarafından çözüm üretme açısından en güvenilen kurum olduğu belirtilmiştir.

·         Altı kurum (IMF, Dünya Bankası, Finansal İstikrar Kurulu, Avrupa Sigorta ve Emeklilik Kurumu, İngiltere Bankası ve İngiltere İhtiyati Düzenleme Kurumu), risk ve istikrarı kapsayan yetkilere sahiptir.

·         Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü (IOSCO), Uluslararası Sigorta Denetçileri Birliği (IAIS) ve Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), olmak üzere üç uluslararası kurum iklim ile ilgili risk standartlarının belirlenmesi ve istikrarın sağlanması direktifleri üzerine yol kat etmek konusunda başarısız olmuşturlar.

·         Sivil toplum örgütleri, finans sektörü, akademi ve çok uluslu kuruluşlardan görüşülen kilit paydaşlar, G20 Zirvesi’nde gerçekleşecek forumun, düzenleyici standartlar geliştirme konusundaki süreci başlatmak açısından önemini belirtmiştir.

·         Dünya Bankası ve IMF gibi çok uluslu standart belirleyiciler, kredilendirme ve hibe verme faaliyetleri aracılığıyla, iklimle ilişkili finansal risk raporlaması için en iyi uygulamaları oluşturabilir. Bu sayede iki kurumun da faaliyet gösterdikleri ülkeler Paris hedeflerine daha kolay erişebilir.

·         Özellikle sektör, alt sektör ve varlık sınıfı düzeyinde öncelikli iklim risklerinin hangileri olduğu konusunda uluslararası bir konsensüs bulunmamaktadır. Önceliklendirmede uluslararası standartlar bulunmadığı durumlarda arbitraj ihtimali vardır.

·         İklim değişikliği ile ilgili riskleri içeren uluslararası kabul görmüş ve entegre muhasebe standartları, yatırımcı ve mali istikrar risklerini azaltacaktır.

·         Varlık sahipleri ve varlık yöneticilerinin, iklim değişikliğinin yatırım getirisini nasıl etkileyeceğini anlamaları için standartlaştırılmış ve düzenlenmiş senaryo analizleri oluşturmak gerekmektedir.

Raporun tamamına buradan erişebilirsiniz.

PAYLAŞ: