Menu EN

S360MAG

24 January

Beslenme alışkanlıklarımızın çevresel etkileri

Bir büyükbaş hayvan yılda ortalama 100 kg Metan gazı salımı yapıyor. Sera gazı olan Metan’ın iklim üzerindeki olumsuz etkisi CO2’nin 23 katı. Bu miktar, 1000 litre petrolün yanmasıyla ortaya çıkan CO2’ye karşılık geliyor. Etobur beslenmenin taleplerini karşılamak üzere dünyada yaklaşık 1.5 trilyon inek ve boğa bulunuyor ve bu nüfusun otlanması sonucu yok olan yeşil alanlar yılda fazladan 2.8 trilyon metrik ton CO2 emisyonu anlamına geliyor.

Et ve süt ürünleri tüketimini azaltmak çevre üzerindeki olumsuz etkimizi azaltmada etkili bir yol olabilir. Fakat dana eti tüketmekle tavuk eti tüketmenin çevresel etkileri aynı mı? Bir tabak pilav ve bir tabak patates kızartması, hangisi çevreyi daha çok etkiliyor? Şarap biradan daha mı çevre dostu?

Oxford Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre atmosfere salınan toplam sera gazının çeyreği gıda üretimi sırasında ortaya çıkıyor. Fakat besinlerin çevresel etkileri büyük farklılıklar gösteriyor. Örneğin gıdalardan kaynaklanan sera gazı salımının yarısını hayvansal ürünler oluşturuyor. Bu ürünlerin arasında da en büyük olumsuz etkiyi yaratan besinlerin dana ve kuzu eti olduğu belirtiliyor. Üstelik hayvansal ürünler, günlük besin tüketimimizin yalnızca %15’ini oluşturuyor. Araştırmada dünya çapında tüketimi en yaygın olan 40 gıdaya odaklanıldı ve bu gıdaların üretim sürecinde kullanılan arazi alanı, su miktarı ve sebep oldukları sera gazı değerlendirilerek karbon ayak izleri belirlendi.

Araştırmanın sonuçları Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (Intergovermental Panel on Climate Change-IPCC) iklim değişikliğiyle mücadele için ortaya koyduğu önerilere de yön veriyor: Hayvansal ürünleri azaltmanın yanı sıra önerilenler arasında; yaşadığımız bölgede üretilen gıdaların günlük tüketimimizdeki payını arttırmak, bu gıdaları mevsiminde tüketmek ve gıda israfını mümkün olan en düşük seviyeye getirmek de bulunuyor.

Oxford Üniversitesi’nin araştırmasında, et ve süt ürünleri tüketimini azaltmanın bir bireyin karbon ayak izini -su tasarrufundan kirliliğin azaltılmasına kadar birçok yolla- üçte birine kadar düşürebileceği belirtiliyor. Bunun yanında gıdaların çevre üzerindeki etkisi nerede ve nasıl üretildiklerine göre de büyük değişiklikler gösterebiliyor. Örneğin ormansızlaştırılmış bir arazide yetiştirilen bir dana, doğal koşullarda yetiştirilmiş bir ineğin 12 katı, Güney Amerika’da yetiştirilen bir dana ise, Avrupa’da yetiştirilmiş bir dananın 3 katı kadar sera gazı salımı yapıyor. Ayrıca çalışmada, en uygun çevresel koşullarda yetiştirilen danaların dahi çevre üzerindeki olumsuz etkisinin, fasulye ve fındık gibi vejetaryen protein kaynaklarından daha fazla olduğu belirtiliyor. Çikolata ve kahve ise, hayvansal ürünler kadar olmasa da, iklim değişikliği üzerindeki olumsuz etkisi oldukça yüksek olan gıdalara örnek olarak veriliyor. Çünkü ormansızlaştırılmış arazilerde yetişen kakao ve kahvenin toplam sera gazı salımında önemli bir payı var.

Hayvansal proteinin muadili olup olmadığına dair tartışmalar devam ederken, Birleşmiş Milletler beslenmeye yönelik yeni bir öneri sunuyor: yarı zamanlı vejetaryan beslenme (Flexitarianism). Artan et üretimi ve tüketimi iyi halimizin devamlılığını sağlayan sistemlerin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Bu nedenle haftada en fazla 500 gram et tüketilen bitkisel gıda ağırlıklı bir beslenme alışkanlığı çevresel etkiyi azaltma ve insan sağlığı açısından ideal olabilir.

PAYLAŞ: