Menu EN

S360MAG

7 April

Moore Yasası iklim değişikliğini yavaşlatabilir mi?

İklim değişikliğinin en tehlikeli etkilerinden minimum seviyede etkilenilmesi için 2°C’lik sıcaklık artışının altında kalınması gerekiyor. Sıcaklık artış limiti çoğunluk tarafından kabul edilmiş olmasına rağmen, net bir yol haritası çizilmesi konusunda sorunlar devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Science’da yayımlanan bir makalede, “yarılama” kelimesi ön plana çıkararak yeni bir yol haritası sunuluyor.

Bahsi geçen yol haritası, “Karbon Yasası” olarak isimlendiriliyor. Entegre bir devrede bir inç karelik alandaki transistör sayısının her yıl, bir önceki yılın iki katına çıkacağını öngören Moore Yasası'ndan esinlenerek geliştirilen “Karbon Yasası”, iklim değişikliğinde mücadele konusunda etkin bir yol haritası olarak kullanılabilir. Kıdemli iklim bilimciler tarafından ortaya konulan basit, kapsayıcı ancak bilimsel ve sayısal verilere dayanan plan, hükümet ve özel sektörün salım azaltımları adına aksiyon almaya teşvik edebilir. Plana göre, küresel sera gazı salımlarının her on yılda yarıya düşürülmesi ve yenilenebilir enerjinin her beş yılda iki katına çıkarılması durumunda, iki santigrat derece artışın altında kalınması mümkün olacak.



Kaynak: https://goo.gl/images/tzljVR

Buna göre, yıllık sera gazı salımlarının 40 gigaton CO2e'den 2030'a kadar 20'ye, 2040'a kadar 10 gigatona ve son olarak 2050 yılında beş gigaton'a azaltılması gerekiyor. Karbon salım azaltımının sağlanması amacıyla önerilen yollar arasında karbon vergisi ve emisyon ticareti yer alıyor. Hedef doğrultusunda 2020 yılından itibaren karbon fiyatlandırılmasının tüm sera gazlarını kapsayacak şekilde yapılması ve bir tonluk sera gazı salımı başına 50 dolardan başlayıp 2050'de ton başına 400 doları aşması gerektiği belirtiliyor.

Tüm dünyada yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi son beş buçuk yılda iki katına yükseldi. Bu iki katlık artışın devam ettirilmesi, yüzyılın ortasına gelindiğinde tüm enerji sektörünün karbonsuzlaştırılması anlamına geliyor. Plan dahilinde kömürün 2030 itibariyle enerji sektöründe payının kalmaması ve petrol kullanımının da 2040 itibariyle tamamen son bulması gerektiği belirtiliyor.




Potsdam Üniversitesi’nden Prof. Schellnhuber, kömürün ve içten yanmalı motorların aşamalı olarak devre dışı bırakılmasının ve temiz enerjinin 2030'a kadar piyasadaki büyüklüğünün giderek artırmasının, 2020'li yıllar ve yüzyıl ortası hedeflerini gerçekleştirmek açısından en zorlu yıllar olacağını belirtiyor. Çimentonun yerini alacak yeni materyallerden süper iletken elektrik hatlarına kadar yeni teknolojilerin yakın gelecekte geliştirileceğini düşünen Schellnhuber, Hindistan'ın güneş enerjisini kömüre tercih etmesiyle dünyaya öncülük edeceğini ve hiçbir ülkenin 2030 ve sonrasında içten yanmalı motorlu, fosil yakıt kullanan taşıtlara izin vermeyeceğini öngörüyor. Son olarak, Karbon Yasası’na uyanların devletler ve özel sektörle sınırlı kalmaması, bireysel olarak da “yarılamayı” uygulamaya koymamız gerektiğini ekliyor.

Stockholm Resilience Center uzmanlarının, Karbon Yasası'nı anlattığı videoya buradan erişebilirsiniz.

PAYLAŞ: