Menu EN

S360MAG

22 May

Dünyayı petrol değil, veri yönetiyor

Bir yüzyıl kadar önce, dünyaya yön veren ve rekabette öne çıkan emtia petroldü. Şimdiyse rekabette avantaj yaratan ve şirketlerin finansal başarısını etkileyen faktör veri olarak ön plana çıkıyor. Google, Amazon, Apple, Facebook ve Microsoft'un arasında bulunduğu veri devlerinin yön verdiği sektör artık tüm diğer sektörlere yön veriyor. Bu 5 şirket günümüzde en değerli şirketler listesinin başında yer alıyor. Örneğin 2017'nin ilk çeyreğinde toplam net ciroları 25 milyar $‘dan fazla olan bu 5 şirketten biri olan Amazon ABD'de online harcanan her bir doların yarısını kapıyor. Geçtiğimiz yıl dijital reklam sektöründe görülen gelir artışının tamamıysa Google ve Facebook'tan kaydedildi. Bugün artık Google arama motoru, Amazon’un sunduğu gün içerisinde ürün ulaştırma servisi ve Facebook haberleri olmadan yaşamak isteyen insan neredeyse yok.

Teknoloji devleri tarafından kontrol edilen bu veri miktarıysa onlara gözle görülür bir güç sağlıyor. Peki ya ne değişti?

Akıllı telefon ve internetin günlük hayatımızın merkezine yerleşmesi saklanan ve paylaşılan veri miktarını daha bol, yaygın ve değerli hale getirdi. İster koşuya çıkın ister trafikte olun veya televizyon izleyin, yaptığınız herhangi bir eylem dijital bir iz bırakıyor ve ham veri miktarını arttırıyor. Saatlerden arabalara, akıllı ev sistemlerinden ulaştırma alanındaki yeniliklere internete bağlanan cihaz sayısındaki artış veri hacmini etkiliyor. Örneğin şoförsüz araçlar kullanıldıkları her saniyede 100 gigabayt data üretecek. Buna ek olarak, makina öğrenimi gibi yapay zeka teknikleri geliştiren General Electric ve Siemens gibi  devler artık kendilerini klasik tanımlamaların dışında veri şirketleri olarak tanımlıyorlar.

Verinin böylesi bir hız ve büyüklükle artması rekabetin doğasını etkiliyor. Teknoloji devleri hali hazırda network etkilerinden yararlanmaya başladı: Facebook'a kaydolan insan sayısının artması, o insanların diğer iletişim ve paylaşım ağlarına da daha kolay erişmesini sağlıyor. Kazançlı ve hızlı büyüyen yeni bir sektördeki emtianın akışında, eksik rekabete bağlı olarak meydana gelebilecek kayıpların önüne geçmek noktasında antitröst politikaları devreye giriyor ve hızlı akışın sebep olduğu kontrolsüzlüğün önüne geçilmesi hedefleniyor. Fakat rekabet konusunda petrol çağından kalan düşünme şekilleri ve politikaların içinde bulunduğumuz data ekonomisi çağında işlemesi pek mümkün görünmüyor.




Toplanan veri miktarının artması bir firmanın ürünlerini kullanıcılara göre geliştirmesini sağlıyor. Daha çok veri, daha kullanıcı dostu ürünler demekken bu ürünler daha fazla veri üretiyor. Örneğin, Tesla şoförsüz arabalarından sürekli ve yüksek miktarda veri topluyor. Bu veri arabaların daha etkin ve kullanıcının ihtiyacına yönelik hareket etmesini sağlıyor. Satışa başladığı yılın ilk çeyreğinde sadece 25.000 araba satan Tesla'yı, yine aynı sürede 2.3 milyondan fazla araç satışı gerçekleştiren General Motors'tan daha değerli bir şirket yapan  ürettiği veriler. Böylece sahip olunan datanın fazlalığının şirketleri koruyabildiğini görüyoruz. Dataya olan erişim de şirketleri rakiplerinden koruyan başka bir faktör. Google insanların ne aradığını, Facebook kullanıcılarının ne paylaştığını ve Amazon üzerinden neler satın aldıklarını görebiliyor. Bu veri, şirketlerin müşterilerin memnuniyetini arttıracak yeni çalışmalara odaklanabilmesinin yanı sıra yeni pazarlara ve müşterilere uygun ürünler geliştirmelerini sağlayarak daha ötesine erişimini arttırıyor. Çoğu uzman Facebook'un 2014'te WhatsApp'ı 22 milyar dolara satın almasını potansiyel rakibi elemek olarak görüyor.

Verinin rekabette bu kadar ön plana çıkması ve şirketlerin finansal karlılıkları düşünüldüğünde bugünün özel sektör şirketlerini başarılı kılan yeni emtianın petrol değil veri olduğu çok açık. 

PAYLAŞ: