Menu EN

S360MAG

13 September

Şirketler ‘‘işlerin geleceği’’ni kadınları kapsayacak şekilde nasıl oluşturabilir?

Günümüzde yapay zeka, otomasyon teknolojileri, demografik ve sosyal değişimler iş dünyasındaki dinamikleri hızlı bir şekilde değiştiriyor. Bu büyük değişimler, iş yerinde eşitliği sağlamayı hedefleyen kadınları savunmasız bir durumda bırakabiliyor.

BSR (Business for Social Responsiblity) adlı bir danışmanlık şirketinin hazırladığı rapora göre, şirketler ‘‘işlerin geleceği’’nin yol açtığı değişikliklere hazır olmakla yetinmeyip aynı zamanda kadınların bu değişen iş dünyasına katılmasını ve gelecekte bu iş dünyasında liderlik edebilmelerini sağlamak için ticari faaliyetlerde bulunmalılar. Bu durum aynı zamanda şirketlerin gelecekte erişilecek muhtemel başarıların kaynağı olacak son derece yetenekli ve yenilikçi bir işgücünü kurmalarını sağlayarak şirketlere fayda sağlayacaktır. Rapora göre, günümüzde toplumsal cinsiyet anlamında daha fazla çeşitliliğe sahip şirketler, rakiplerinden %21 oranında daha üstün durumda.

Raporda, günümüzün iş dünyasının trendlerinin kadınları nasıl etkilediği farklı başlıklar üzerinden ele alınıyor.

Bunlardan ilki, sektör ve rollerin dönüşümü olarak ifade ediliyor. Yıkıcı teknolojiler, yapay zeka ve otomasyonun geleceğin iş tanımında edindiği yer, kadınların iş gücündeki yerlerini hem kalite hem de sayısal olarak negatif etkiliyor. Bu durumun yaratması beklenen iş kayıpları ve kazançları tam olarak ölçülememekle birlikte çalışma saatleri ve maaşlar gibi faktörlerin de nasıl zorluklar getireceği tam olarak bilinmiyor. Mevcut sistemdeki kısıtlamalar da kadınların yeni sektörlere ve yarının rollerine geçmesini engelliyor.

Hızla gelişen dijital teknolojiler ve artan küresel bağlantılar, iş dünyası için yeni bir dönem başlatıyor. Bunun sonucu olarak da dijital becerilere artan talep, çalışan kadınları etkiliyor. İşlerin nasıl yapıldığı değiştikçe, gerekli olan eğitim ve beceriler de değişiyor. Bu konuda geçtiğimiz yıllarda atılmış bir adım da STEM (Science, Technology, Engineering ve Math) eğitim sistemidir. Ancak, STEM alanında çalışabilecek olan kadın işçi sayısı azlığı ve erkek işçilere kıyasla bu alandaki teknik beceri farkı bulunuyor. Bu da kadının gelecekteki dijital sistem ve araçlardaki geliştirici rolünü negatif olarak etkiliyor. Örneğin, 600 milyon kadının daha sadece internete bile ulaşımı olması, 144 gelişmekte olan ülkenin yıllık GSYH’nin (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) 18 milyar dolar artmasına sebep olabilir.

Son olarak yeni iş modellerinin artması, koşula bağlı çalıştırma ve esnek ekonomi modelinin popülaritesinin artması, kadın işçiler için birtakım esneklikler yaratıyor olsa da aynı zamanda yeni zorluklar da ortaya çıkartıyor. Bu zorlukların arasında artan şiddet ve taciz, belirsiz çalışma saatleri, eşit olmayan maaş ve ayrıcalıklar da bulunuyor.

Çalışma, kadınlara da yer veren ‘İşlerin Geleceği'ni yeniden tasarlama için şirketlere üç adım sunuyor:
1) Uygulamaları ve şirket politikalarını kapsayıcı, önyargısız ve iş dünyasının değişen doğasına duyarlı olacak şekilde ayarlayarak hareket etmek.
2) Kadınlarla, devlet ve eğitim kurumlarıyla ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yaparak kadınlar için fırsatlar yaratmak. Bunlara STEM eğitimi ve girişimcilik desteği gibi örnekler verilebilir.
3) Şirketler, toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden ve kadınların yeni iş dünyasına tam anlamıyla katılabilmelerinin önündeki sistemik kısıtlamaları kaldıran bir ortam yaratmak konusunda öncülük edebilir ve iletişim güçlerini kullanabilirler.

Bu kararların alınması için en doğru zaman tam olarak şu an. Eylem alınmayan her geçen gün işyerlerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşme riski artıyor. Öte yandan, şirketler aldıkları kararlarla, çalışan kadınlar için farklı bir geleceği radikal bir biçimde ve hızla şekillendirebilecek güce sahipler.

BSR’nin hazırladığı raporun tamamına İngilizce olarak buradan erişebilirsiniz.

PAYLAŞ: