Menu EN

S360MAG

8 September

Harvey ve Irma kasırgaları, Muson yağmurları

Tüm dünyada art arda yaşanan şiddetli meteorolojik olaylar, iklim değişikliği ve bu meteorolojik olaylara karşı etkilenebilirliği yeniden gündeme taşıyor. Geçtiğimiz hafta ABD’nin Texas eyaletini vuran Harvey kasırgası, çok ciddi kayıplara sebep oldu. Otuzun üzerinde can kaybı yaşanan kasırga sonucunda, Houston’ın büyük bir bölümü sular altında kaldı. Şehirde metre kareye düşen toplam yağışın bir metreyi aşmasıyla, Harvey, ABD tarihindeki gelmiş geçmiş en şiddetli kasırgalar arasında yer aldı.

Düşen yağış miktarının “eşi benzeri görülmemiş” kalıbına yeni bir anlam getirdiği yönünde görüşler hâkim. Kasırga sebebiyle, Houston’a bir ayda düşen toplam yağış miktarı, sadece 3 günde ikiye katlandı. Austin College’dan afet ekonomisti Kevin Simmons, Harvey’in neden olduğu ekonomik kayıpların 150 ile 200 milyar dolar değerinde olduğunu, sel sularının yükselmesi halinde ise rakamların artacağını belirtti.

Güney Asya’da Muson yağmurları ardından yaşanan sel felaketinin sonuçları ise çok daha vahim. Hindistan, Bangladeş ve Nepal’de hayatını kaybeden insanların sayısı 1.200’e ulaştı. Milyonlarca insan evsiz kalırken, 18.000 okul kapatıldı. Bu durum, 1,8 milyon çocuğun okula gidemeyeceği anlamına geliyor. Selin neden olduğu yıkımlardan 40 milyon insanın etkilendiği kaydedildi.

Atlantik Okyanusu’ndaki gelmiş geçmiş en güçlü kasırga olarak adlandırılan Irma kasırgası ise hızı saatte yaklaşık 300 km’ye ulaşan rüzgarlar ile Karayipler’in doğu kısmını vurdu. Küba ve Florida’nın da Irma kasırgasından etkilenmesi bekleniyor. Irma’nın şiddeti şu şekilde daha iyi anlaşılabilir: Teksas’ı etkileyen Harvey Kasırgası Saffir-Simpson ölçeğinde Kategori 4 olarak değerlendirilirken, Irma kasırgası, aynı ölçeğe göre en şiddetli olarak sınıflandırılan Kategori 5’te yer alıyor.

İklimin veya iklim olaylarının değil, iklim değişikliğinden etkilenebilirliğin kayıplara neden olduğunu hatırlamakta fayda var. Topluluklar, kasırga gibi doğal olarak gerçekleşen olayların sonuçları ile başa çıkacak bilgiden, beceriden, sosyal bağlantılardan ve finansal destekten yoksun olduklarında daha hassas hale geliyorlar. Ele alınan üç meteorolojik olay ve sonuçlarını düşündüğümüzde, gelişmişlik ve etkilenebilirlik arasında güçlü bir bağ olduğunu görüyoruz.

İklim değişikliği meteorolojik olayları daha şiddetli ve sık hale getiriyor. Arka arkaya görülen şiddetli kasırga ve seller bu durumu doğrular nitelikte. Bununla beraber, insanların bu afetlerden etkilenmesinin altında yatan tek başına iklim değişikliği değil. Houston’ın 1990 yılından itibaren nüfusu %40 artış gösteren, 2,3 milyon insanın yaşadığı bir endüstri kenti olmasında iklim değişikliğinin bir etkisi yok. Aynı şekilde, iklim değişikliği Teksaslılar’ı kıyı boyunca gerekli ölçümleri yapmadan evler inşa etmeye zorlamadı. Yağmur emilimini olumsuz etkilediği bilinen yeşil alanlardaki azalmanın sorumlusu da yine iklim değişikliği değil. İnsanları afetler karşısında çaresiz ve eşit olmayan durumlarda bırakan sosyal eşitsizlikler de iklim değişikliğinden kaynaklanmıyor. Tüm bu durumlar değerlendirildiğinde, iklim değişikliğinden etkilenebilirliği etkin bir şekilde yönetmenin önemi bir kez daha görülüyor. Bu doğrultuda, altyapı çözümlerinin geliştirilmesi, nüfusun kontrollü artışının sağlanması, afetle mücadele konusunda halkın bilinçlendirilmesi ve sosyal eşitsizliklerin giderilmesi yönünde daha fazla adımların atılması gerekiyor. Aksi takdirde, doğal olayların sonuçları yıkıcı olmaya devam edecek.

PAYLAŞ: