Menu EN

S360MAG

7 March

Geçmişten geleceğe sağlık, bilim ve inovasyon alanındaki kadınlar

James Watson ve Francis Crick’in, DNA molekülünün yapısını 1953 yılında Cambridge’teki Eagle Bar’da keşfetmelerinin havalı hikayesi yıllardır konuşuluyor. 1962 yılında Tıp kategorisindeki Nobel Ödülünü Mauris Wilkins ile paylaşmalarını sağlayan bu keşif, şüphesiz yüzyılın en önemli buluşlarındandı. Ancak o dönemde ve sonrasında birçok insan ödülün gerçek sahibine gitmediğini düşündü: Rosalind Franklin. Üç bilim insanının ünlü Nature dergisinde art arda yayımlanan çalışmaları karşılaştırıldığında bilim çevresi Franklin’in çalışmalarını veri açısından çok daha zengin buldu. O dönemlerde erkek meslektaşları ile aynı yemekhanede yemek yeme izni bulunmayan Franklin, Nobel Ödülüne aday gösterilmedi ve çalışmaları uzun süre arka planda kaldı. Tarihe geçemeyen Rosalind Franklin, bugün tüm dünyadaki kadınlar için rol model oluyor. Genlerin siyahlar ve beyazlar arasında entelektüel kapasite ve zeka açısından farklılıklar yarattığını ve bunun zeka testlerinde ortaya çıktığını ileri süren, öncesinde yaptığı ırkçı söylemleriyle de bilinen James Watson, Ocak 2019’da, 90 yaşında iken tüm unvanlarını ve Nobel Ödülü’nü kaybetti.

60’lı yıllardan günümüze bilim ve iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliği açısından olumlu gelişmeler yaşanırken, kadınların geri planda kalmaya zorlandığı olaylara da şahit oluyoruz. 2018 yılında Japonya bir skandal ile çalkalandı. Tokyo Tıp Okulu, yoğun baskılar sonucunda daha çok sayıda erkeğin doktor olması için giriş sınavı sonuçlarını manipüle ettiğini kabul etti. Tarihten bugüne yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen başarılı kadınların hikayeleri kız çocuklarını güçlendiriyor ve gelecek için umut veriyor.

Pulsar(titreşen yıldız) keşiflerinde bulunan astrofizikçi Dame Jocelyn Bell Burnell, yakın zamanda yayınlanan TED konuşmasında Marie Curie, Rita Levi-Montalcini ve Julie Payette gibi cesur bilim kadınlarını hatırlattı. Çalışmalarıyla tabuları kıran bu kadınların, savaş, cinsiyet ve ırk ayrımına maruz kalmasına rağmen erkeklerden bağımsız ve bazı durumlarda erkeklere rakip olarak da çalıştıklarını söyledi. Nöroetik alanındaki çalışmalarının yanı sıra kadınların bilimdeki yerini kuvvetlendirmek için de çabaladığını söyleyen Burnell, 7000’den fazla kadın liderin dahil olduğu Uluslararası Kadın Forumu’nun (International Women’s Forum) da üyesi.

Başarılı bilim kadınlarının bıraktığı miras, dünya çapında bazı kadınlar tarafından sürdürülmeye çalışılıyor. Üniversite mezunlarının çoğunluğu kadın olsa da bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında kadınlar hala yeterince temsil edilemiyor. Araştırmalara göre, son yıllarda bu sayılar artsa da kadınlar erkeklere kıyasla bilim ve teknoloji alanlarında daha az kariyer seçimi yapıyor. 2014 yılındaki bir rapora göre, yapılan tüm bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmalarındaki kadınların üçte birinden azı yaptığı katkılar için tanınırken bilgi teknolojileri sektöründe yönetim kurullarındaki kadın oranı %12.

İş piyasası, aile ve iş dengesi, sosyal statü, kültürel birikim gibi faktörler kadınların hem kariyer seçimini hem de kariyer gelişimini ve tatminini etkiliyor. Motivasyon da kadınların bir iş alanında yer almasını etkileyen faktörlerden biri olarak görülse de, kariyer yollarından ayrılma sebepleri dışlanma, yetersiz geribildirim, duyarsız ilişkiler ve danışabilecek insan bulamamak gibi meseleler olarak belirtiliyor. Fakat sektörde bazı gelişmeler de var. 2016 yılında Avrupa Birliği ülkelerinde bilim insanları ve mühendisler arasındaki kadınların oranı 2007 yılına göre %20 artarak %40’lara ulaştı. Orta Asya, Latin Amerika, Orta ve Doğu Avrupa ve Arap ülkelerinde ise kadınlar inovatif işgücünün üçte birini oluşturuyor. Eşitlik ve çeşitlilik konularında dengenin ve adaletin sağlanabilmesi için çabaların arttığı iş ve akademi dünyasında, Athena Programı da kadınların liderliğini destekleyen şirketleri belirleyip ödüllendiriyor.

Kadın iş gücü ve uluslararası birliktelik ışığında Vancouver Kanada’da Dünya Kadınlar Günü ile bağlantılı olarak farklı ülkelerden kadın liderleri buluşturacak olan Bilim, Sağlık ve İnovasyonda Kadınlar: Geleceği gözleyen Liderlik (Woman in Science, Health and Innovation: Leadership Looking To The Future) etkinliği gerçekleştirilecek. Kanada, Birleşik Devletler, Fransa, Birleşik Krallık ve İsviçre gibi ülkelerden gelen araştırmacı ve konuşmacılar aşağıdaki konulara değinecek:

• Kuzey Amerika ve Avrupa’da sağlık, bilim ve inovasyon alanlarında çalışan kadınların yaşadığı en büyük zorluklar neler?
• Geçmişte kadınların mühendislik ve bilim alanlarına dahil olması önündeki engeller nelerdi?
• Cinsiyet, sağlık ve inovasyon araştırmalarında gelecek yıllarda nelere önem verilecek?
• Önceki yıllarda akademideki kadınlar kendilerinden sonra gelenler için sağlık ve girişimcilik alanlarını nasıl şekillendirdiler?

Organizasyon, Haziran ayında Vancouver’da toplumsal cinsiyet eşitliği teması ile gerçekleşecek 2019 Woman Deliver konferansına da hazırlık niteliği taşıyor.

PAYLAŞ: