Menu EN

S360MAG

17 November

2050 yılına kadar enerjide gerçekleşecek dönüşüm

Küresel danışmanlık şirketi DNV GL, üç temel çalışma alanı olan petrol, doğalgaz ve denizcilik konularını da kapsayacak şekilde günümüzde enerjinin durumunu ve 2050’ye kadar gerçekleşmesi öngörülen “enerji dönüşümü”nü değerlendirdiği “Energy Transition Outlook” raporunu yayımladı. Raporda, genelde geleceğin nasıl olacağına dair senaryolar sunan diğer çalışmaların aksine, 2050 yılında farklı enerji kaynaklarının ne derecede kullanılacağına dair bir tahmin sunuluyor.

Enerji alanında büyüme, tarih boyunca nüfus ve ekonomideki büyüme ile yakın ilişki içerisindeydi. Yakın dönemde ise bu durumda değişim başladı. Rapora göre, önümüzdeki on yıl içerisinde karbon salımı ve enerji arasındaki ilişki ayrışmayla (decoupling) kalmayacak, aynı zamanda nüfus ve ekonomideki büyümeyle birlikte küresel enerji arzı zirveye ulaşsa da sonraki dönemlerde yavaş bir düşüş eğilimi gösterecek. Bu durum, istikrarlı bir şekilde, etkili yenilenebilir kaynaklara geçilmesi, kayıpların azaltılması ve enerji tüketiminde elektriğin payının artmasının enerji verimliliğine ivme kazandırmasıyla açıklanıyor.


Önümüzdeki 30 yıl içerisinde dünyadaki enerji sisteminin karbonsuzlaşacağı ve değişeceği öngörülüyor. Çalışmada belirli yıllara, bölgelere, sektörlere ve enerji kaynaklarına özel değerlendirmeler yapılırken, enerjinin geleceğini anlamanın sürdürülebilirlik ve tüm paydaşlar nezdinde kritik bir öneme sahip olduğu vurgulanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından sağlanan nüfus tahminleri yerine alternatif veri setlerinin kullanıldığı çalışmada, şehirleşme ve artan eğitim düzeyinin doğum oranını azaltıcı etkisine dikkat çekiliyor. Çalışmada 2050 yılına ait küresel nüfus öngörüsü BM öngörüsünden %6 daha düşük olarak 9,2 milyar olarak tahmin ediliyor. Ayrıca, küresel refah seviyesinin artacağı öngörüldüğü için verimlilik artışında bir yavaşlama olacağı, bu durumun da ekonomik büyümeyi yavaşlatacağı görüşü yer alıyor. Dolayısıyla, ekonomide bir büyüme gerçekleşse dahi bu tahmin edilenden çok düşük olabileceği belirtiliyor.



Birim ekonomik çıktı başına ne kadar enerji kullanıldığının bir ölçüsü olan küresel ortalama enerji yoğunluğunun geçtiğimiz 20 yıl içerisinde her yıl %1,4 düşüş gösterdiği ve 2050 yılına kadar bu düşüşün yılda %2,5’a ulaşacağı düşünülüyor. Nüfus artışındaki ve ekonomik büyümedeki yavaşlama ile birlikte enerji yoğunluğundaki düşüşün, 2030’dan sonra enerji arzının durağan bir grafik çizeceği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımındaki artış sebebiyle CO2 salımlarında düşüş gerçekleşeceği belirtiliyor.



Fiyatlarda rekabeti nedeniyle, elektrik üretiminde belirgin değişiklikler görüleceği belirtilirken, 2050’de güneş ve rüzgar enerjisinin payının toplamda %72’ye kadar ulaşacağı tahmin ediliyor. Hidrojen ve nükleer enerjinin katkısı da göz önünde bulundurulduğunda, bugünkü kömür ve gaz enerjisinin hakimiyetine zıt olarak, gelecek için fosil olmayan enerji kaynaklarından oluşan bir tablo öngörülüyor.

PAYLAŞ: