Menu EN

S360MAG

10 February

Doğa Korumaya Yatırım Yeni Bir Pazar mı?

Doğal kaynaklar, iş dünyası için uzun süredir sadece hammadde girdisi olarak görülüyordu. Doğal kaynaklardan nihai bir değer elde edilmesi için, kaynakların işlenmesi, geliştirilmesi veya başka forma değiştirilmesi gerekiyordu. Son yıllarda, bu anlayış değişmeye başladı. Yatırımcılar, bu kaynakların korunmasının da ölçülebilir bir mali değer katkısı olduğunu göstermeye ve buna uygun kararlar vermeye başladılar.

“Forest Trends’ Ecosystem Marketplace 2016” raporuna göre su kaynaklarının, habitatların korunması ve gıda üretiminde önlemlerin alınması ile doğal kaynakların ölçülebilir ekonomik fayda sağladığını belirtiliyor. Çevre koruma yatırımı yapan şirketler, üretim sektörlerinin doğa üzerinde bu denli yıkıcı olmasının gerekli olmadığını savunacakları bir platform -bir piyasa (Forest Trends’ Ecosystem Marketplace)- üzerinde çalışıyorlar. JPMorgan Chase & Co, Credit Suisse ve Cornell Üniversitesi gibi kuruluşların ortaklığında hazırlanan raporda, sayısı hızla artan finansal ve çevresel geri dönüşü olan yatırımlar ele alınıyor.

Rapordaki temel bulgular, pazarın büyümeye devam ettiği ve doğa koruma alanında yatırım yapan yatırımcıların mevcut olan yatırımdan üzerinde bir yatırım fırsatı talep ettiği yönünde. 2015 yılı boyunca korumaya yönelik toplam yatırım, 2013’e kıyasla yüzde 27 artışla 8,2 milyar dolara ulaştı. Bu, yatırım miktarının her üç yılda bir iki katına çıktığı anlamına geliyor. Çoğu yatırımcı iç verim oranı beklentilerinin (Internal rates of return – IRR) yüzde 5 ila 9 aralığında olduğunu açıklarken, yatırımcıların üçte biri iç verim oranı beklentilerinin yüzde 15’in üzerinde olduğunu açıkladı.

2014 raporunda, 2004-2013 yılları arasında toplam 2,8 milyar dolarlık yatırım yapıldığı belirtilirken, 2016 raporunda Forest Trends’ Ecosystem Marketplace'e dahil olan yeni katılımcılarla beraber 2004-2013 arası yatırım verisi %62 artarak 5,1 milyar dolara çıktı. 2016 yılında 12 yıllık toplam yatırım hacmi sürdürülebilir gıda ve fiber üretimi (ormancılık, tarım ve deniz ürünleri vb.) için 6,5 milyar dolar, yaşam alanı koruma için 1,3 milyar dolar ve su kalitesi ve güvenliği için 400 milyon dolar olarak ölçüldü.



Raporda gösterilen eğilimlere bağlı olarak, doğa koruma konusundaki yatırımların hızla artarak devam etmesi bekleniliyor. 2015 yılında yatırımcılar, yatırıma dönüştürülmemiş 3,1 milyar dolarlık sermaye yarattıklarını belirtti. Katılımcıların çoğunluğu önümüzdeki üç yıl içinde, son yıllara oranla daha fazla sermaye yatacaklarından emin olduklarını belirtirken bu pazarın daha fazla büyümeden önce bazı temel sorunların çözülmesi gerektiğini de ekledi. Ankete katılanların çoğunluğu, mevcut yatırımların cazip risk/getiri profilli işlemlerdeki eksikliğinin, büyüme önündeki en önemli engel olduğunu söylerken çözümün daha fazla ürün geliştirmeden geçtiğini belirtiyor. Daha büyük kurumsal yatırımcılar ise nispeten küçük işlem hacimleri ve deneyimsiz yönetim ekiplerini diğer engeller olarak sıralıyor.

Her gün daha fazla yatırımcı ve şirket, bu işlemleri başlatmak, yapılandırmak, dağıtmak ve yatırım yapmak için çok çalışıyor. Ortaya çıkan tablo doğa koruma alanında yatırım ivmesinin artmaya devam edeceğini ön görüyor. Yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan ve ekonomimizin temelini oluşturan gıda, su ve diğer doğal kaynaklara olan talebin artması bağımlı olduğumuz doğal sistemleri hızla yok ediyor. Koruma yatırımlarının artmasıyla, giderek kalabalıklaştığımız gezegenimizde işleyen ekosistemlerin sağlığı ve direncinin sermaye sistemine dahil edilmesi gereken bir değere sahip olduğu fikri yaygınlaşacak. Kaynakları güvenliği ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için katlanarak artan sermayeye ve yenilikçi koruma modellerine ihtiyacımız olduğuysa açık bir gerçek.

PAYLAŞ: