Menu

WE TALK

25 October

Küresel Rekabetçilik Raporu Yayımlandı

Dünya Ekonomik Forumu Küresel Rekabetçilik Raporu’nu yayımladı. Raporda, hızla değişen teknolojinin, siyasi kutuplaşmanın ve kırılgan bir ekonomik iyileşmenin ortasında, büyüme ve refahın yeni yollarının tanımlanmasının, değerlendirilmesinin ve uygulanmasının önemi vurgulanıyor. Bu raporda yer alan yeni Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0, Dördüncü Endüstri Devrimi (4IR)'nde üretkenlik ve uzun dönemli büyüme için kritik olan bir dizi etkene ışık tutuyor ve karar alıcıların değerlendirmesi için bir araç sunuyor. Aşağıdaki ana bulgular, küresel ve bölgesel düzeydeki analizler ile ortaya çıkan sonuçları ve yeni araçları özetliyor.

-Rekabetçiliği anlamak ve değerlendirmek için yeni bir araç: Yeni kavramlar ve geniş kapsamlı yeni veri toplama çabalarının dahil edilmesiyle Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0, Dördüncü Endüstri Devrimi’nin gelişmesine; insan sermayesi, inovasyon, esneklik ve çeviklik gibi etkisi önemli ölçüde artacak olan faktörler hakkında yeni ve daha incelikli anlayışlar sunuyor. 0 ile 100 arasında değişen yeni bir ilerleme puanı belirleyen Endeks, tüm ülkeler için ulaşılabilir hedefler koyuyor ve her ülkenin göstergelere göre puanını maksimize edebilmesini amaçlıyor.

Endekste, elde edilen verilerin birleşiminden oluşan toplam 98 gösterge bulunuyor ve bu göstergeler 12 sütun halinde düzenleniyor. Bunlar; kurumlar, altyapı, bilgi işlem teknolojilerinin benimsenmesi, makroekonomik istikrar, sağlık, beceri, ürün pazarı, işgücü piyasası, finansal sistem, pazar büyüklüğü, iş dinamizmi ve inovasyon yeteneği.

Endeks, her ekonomiye büyüme yolunu tanımlamak için eşit şartlar sunarken diğer taraftan ekonomilerin, sadece belirli bir faktöre odaklanmak yerine, rekabetçilik yaklaşımlarında bütünsel olması gerektiğine vurgu yapıyor. Örneğin, dijital becerilere yatırım yapmadan teknolojiye yatırım yapmanın anlamlı bir verimlilik artışı sağlamayacağına, dolayısıyla rekabet gücünü artırmak için hiçbir alanın ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

-Bölge ve ülkelerin sonuçları: ABD 85,6 puan ile endekste birinci sırada yer alıyor. Bu da birinci sırada yer alan ekonominin bile iyileştirilebileceği alanlar olduğunu gösteriyor. ABD’yi 83,5 puanla Singapur, 82,5 puanla Almanya takip ediyor. İlk ondaki diğer ülkeler sırasıyla; İsviçre, Japonya, Hollanda, Hong Kong, İngiltere, İsveç ve Danimarka.

Avrupa ve Kuzey Amerika, en rekabetçi 10 ekonominin yedisine ev sahipliği yapıyor. Sıralamanın diğer ucunda, incelenen 34 Sahra altı Afrika ekonomisinin 17'si dünya genelinde en alt sıralarda yer alırken bölgenin ortalaması ise 45,2 puan. Bölgesel ortalamalar küresel karşılaştırmalar için yararlı olsa da, bölgeler arasında çok büyük farklılıklar bulunuyor ve bu da ekonomilerin rekabet gücü geliştirmesinde coğrafyanın etkisinin düşük olduğunu gösteriyor.

-Küresel eğilimler ve etkileri: Tüm ekonomilerin gelecekte büyümeyi ve geliri sürdürebilmek için daha geniş rekabet gücü tedbirlerine yatırım yapmaları gerekiyor. Sonuçlar, rekabet gücü ile gelir seviyesi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteriyor. Örneğin, yüksek gelirli ekonomiler ilk 20'yi oluştururken, yalnızca üç yüksek gelirli olmayan ekonomi ilk 40'ta yer alıyor.

Günümüzde rekabet gücünün temellerini geliştirmek için yatırım yapmak olası krizlere karşı ülkeleri daha dayanıklı hale getirecek. Ayrıca sürekli değişen çevre koşulları, teknolojideki değişimler, dünya çapındaki güvenlik açıklıklarından dolayı rekabet gücünün her zamankinden daha önemli olduğu vurgulanıyor.

Açık ekonomik politikalara sahip pazarların daha yenilikçi ve rekabetçi olduğu vurgulanıyor. Örneğin, ülkeler arasında bazen “kazan-kazan” durumu yaşanırken bazen de “kazan-kaybet” durumu söz konusu oluyor. Politikaların, korumacılıktan ziyade, küreselleşmeden etkilenenlerin koşullarının iyileştirilmesine odaklanması tavsiye ediliyor. Küresel Rekabetçilik Endeksi ve diğer kaynakların verileri birleştirildiğinde, yeniden dağıtım politikalarının, güvenlik ağlarının, insan sermayesine yapılan yatırımların ve kademeli vergilendirmenin bir ülkenin rekabet edebilirlik seviyesinden taviz vermeden eşitsizliği azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Rapora göre eşitliği, sürdürülebilirliği ve büyümeyi bir arada gerçekleştirmek mümkün ancak proaktif, ileri görüşlü bir liderliğe ihtiyaç var. Herkes için daha yüksek yaşam standartlarını teşvik eden, çevreye saygılı ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarının gözetildiği daha bütünsel bir ekonomik ilerleme modeline ihtiyaç duyulduğu konusunda dünya çapında bir fikir birliği olduğu belirtiliyor. Sonuçlar, eşitlik ve büyüme arasında karşıt bir ilişki olmadığını gösteriyor: Bazı Kuzey Avrupa ülkelerinin hem rekabet edebilirlik hem de katılım açısından güçlü performans gösterdiği gibi, büyümeci ve eşitlikçi olmak aynı anda mümkün. En rekabetçi ekonomiler, en büyük ekolojik ayak izine sahip olmakla birlikte en verimli olanlar aynı zamanda. Bu nedenle liderler, eşitlik, sürdürülebilirlik ve büyüme arasında fayda oluşturmak için uzun vadeli öncelikler ve proaktif çabalar gösterme görevini üstlenmeleri gerekiyor.

SHARE: