Menu

17 June

LGBTQ+ temsili, iş dünyası ve medya için neden bir öncelik olmalı?

Bu yazıyı 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Çeşitli ve kapsayıcı LGBTQ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, Queer ve + şemsiye teriminin içerisinde kalan tüm kimlikler) hikayeleri anlatmak hiç bu kadar kritik olmamıştı. ABD’de eyalet yasama organlarında görülmemiş sayıda LGBTQ+ karşıtı yasa tasarısı teklif ediliyor. Dış İlişkiler Konseyi’ne göre, rızaya dayalı eşcinsel ilişkilerin ölümle cezalandırılabildiği 12 ülke de dahil olmak üzere, yaklaşık 70 ülkede LGBTQ+ olmak suç kabul ediliyor.

Öte yandan, William Enstitüsü’nün Küresel Kabul Endeksi’ne göre, 175 ülke içerisinden 56’sında LGBTQ+ topluluğunun kabulü 1981’den bu yana arttı. 2021’de gerçekleştirilen Gallup anketi ABD’nin %7,1’inin kendini LGBTQ+ olarak tanımladığını ortaya koydu. Bu oran Gallup’un toplumu ölçmeye başladığı ilk 2012 anketindeki oranın iki katı. Bununla beraber her beş Z kuşağı üyesinden biri (%21) artık kendini LGBTQ+ olarak tanımlıyor ve bu oran geçtiğimiz 5 yılda neredeyse iki katına çıktı.

Medya yoluyla izleyici eğitmek ve ötekileştirilmiş toplulukların kabulünü sağlamak mümkün. LGBTQ+’lara gelindiğinde ise temsiliyetin artması ayrıca değişen bu demografiyi doğru aktarmak için de büyük önem taşıyor.

Sosyal ve ticari çıkarımlar
GLAAD ve P&G’nin Reklamcılık & Medyada LGBTQ Kapsayıcılığı raporuna göre Amerikalıların çoğunluğu LGBTQ+’ları medya ve reklamlarda görme konusunda rahat hissediyor ve kapsayıcı markalara daha olumlu bakıyor.

Şirketler de temsilin eşitlik ve kabulü artırmadaki etkisinin farkında. Ajans ve reklam verenlerin %90’dan fazlası şirketlerin tüketicilerin farklı grupları tanımasını sağlayabileceğinin ve temsil yoluyla sosyal bariyerleri yıkabileceğinin farkında. Edelman Güven Barometresi’ne göre hükümet ve haber kuruluşlarına oranla şirketler, insanların kalplerini ve zihinlerini değiştirmeye daha yatkın.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF)’in İzleyici Temsili Endeksi’ne göre etnik ve ırksal azınlıkların %59’u ve kamuoyunun %49’u toplumda farklı grupları temsil eden markalarla etkileşimde olmayı tercih ediyor. Araştırma ayrıca LGBTQ+ topluluğunun medyada en az gerçekçi şekilde temsil edildiğini düşündüğünü gösteriyor. Her LGBTQ+ tüketiciden biri kapsayıcı olmadığını düşündüğü ürün ve hizmeti bırakacağını söylüyor. Şirketler, bu konudaki ilerlemelerini ölçmek için Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılığı (DE&I) temel performans göstergelerine bağlamak durumunda.

GLAAD’ın yıllık İvmelenen Kabul raporu LGBTQ+ olmayan kişilerin %63’ünün bu topluluğu benzer ihtiyaçları ve sorunları olan tek bir grup olarak görme hatasına düştüğünü ve %45’inin de tanımlamalarda kullanılan farklı harf ve terimler nedeniyle kafasının karıştığını ortaya koyuyor. Bu da topluluk içindeki çeşitliliğe ve kesişen kimliklere ilişkin bir anlayış geliştirme konusunda daha çok yol kat edilmesi gerektiğini ortaya koymakta. Bu sebeplerden, ekrandaki LGBTQ+ temsilinin günlük hayattaki LGBTQ+ çeşitliliğini yansıtabilmesi son derece önemli.

Televizyonda LGBTQ temsili
GLAAD’ın TV’de Neredeyiz raporu televizyonda karşılaştığımız karakterlerin kimliklerinin çeşitli boyutlarını analiz etmekte. Raporun 26 yıl önceki ilk baskısında 12 LGBTQ+ ana dizi karakteri sayılırken, son raporda düzenli ve yinelenen 637 LGBTQ+ karakter sayıldı.

Çalışma tarihinde ilk kez, ABD’deki beş yayın ağında LGBTQ+ karakterlerin çoğunluğunu %40 ile lezbiyen karakterler temsil etmiş. Trans karakterlerin temsili de en çok yayın platformlarında olmak üzere artmış ancak bu sayı yalnızca 29’dan 42’ye yükselmiş durumda.

Medya, kültürel kabul için önemli bir yer taşıyor ve ilerleyen dönemlerde bu konuda daha da fazla çalışma yapılması gerekiyor. LGBTQ+ temsilinin yalnızca artmaya devam etmekle kalmaması, LGBTQ+’ların hayatlarını etkileyen çeşitli konuları gerçekçi bir şekilde ele alınması büyük bir önem taşımakta.

SHARE: