Menu

20 May

İş yerinde cinsiyet eşitliğinin önündeki görünmez engel: Ofis ev işleri

Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Çoğumuzun işle ilgili sonu gelmeyen ama pek de işle doğrudan ilişkili olmayan bir görev listesi var: toplantı tutanakları yazmak, komitelerde görev yapmak, stajyer seçmek, ofis partileri düzenlemek gibi. Çalışan kadınların hepsi olmasa da çoğu, bunu işin bir parçası olarak kabul ediyor ama aslında bu durum kadınların kariyerlerinde ilerlemesini engelliyor olabilir.
 
Yeni bir kitap, örgütsel işlevsellik için önemli, ancak ödüllendirilmesi veya takdir edilmesi muhtemel olmayan “terfi ettirmeyen işlerin” iş yerinde cinsiyet eşitliğinin önündeki görünmez bir engel olduğunu savunuyor. Bunun arkasındaki neden ise bu tür işlere kadınların zaman ve enerjilerini orantısız bir şekilde harcıyor olması.
 
Pittsburgh Üniversitesi'nde ekonomi profesörü olan Lise Vesterlund, kadınların bu tür işleri yalnızca yardım amaçlı değil, kendilerinden bu beklendiği için yaptıklarını belirtiyor. Vesterlund ve üç arkadaşı bu konuyla ilgili bir kitap yazmanın yanı sıra yıllarca süren araştırmalar sonucunda, kamu ve özel sektörde ve çok çeşitli rollerde kadın çalışanların “ofis ev işi” ve düşük değerli görevlerin yükünü omuzlarında taşıyarak terfi ve ücret artışlarını kaçırmalarına neden olduğunu ortaya koydular. Vesterlund bunun, kadınların kariyerlerinde erkeklerle benzer oranlarda ilerlememesinin önemli bir sebebi olduğunu düşündüklerini belirterek öğretmenlerden mühendislere, yatırım bankacılarından kasa memurlarına kadar bunun tüm sektörler ve meslekler için ortak bir problem olduğunun altını çiziyor.
 
Yürütülen çalışma kapsamında büyük bir danışmanlık firmasındaki çalışan saatlerine ilişkin analizler, kıdeme bakılmaksızın, bir kadının her yıl terfi ettirmeyen işlere bir erkeğe göre yaklaşık 200 saat daha fazla harcadığını, bunun da yaklaşık 1 aylık iş yüküne denk geldiğini gösterdi. Kıdemsiz kadınlar için bu durum anlamlı işler yapabilmelerinin önüne geçiyor ve kıdemsiz erkekler her yıl müşterilerle çalışmak gibi yüksek değerli işlere yaklaşık 250 saat daha fazla zaman ayırabiliyor. Öte yandan kıdemli kadınlar incelendiğinde, kadınların kıdemli erkeklerle aynı miktarda terfi ettirebilir görevlerde zaman harcadığı gözüküyor. Bu da terfi ettirmeyen çalışmayla birlikte kıdemli kadınların erkeklerden daha fazla saat çalıştığı anlamına geliyor.
 
Vesterlund, bu dengesizliğin iki nedeni olduğunu belirtiyor. Bu tarz işlerin, kadınların erkeklerden daha çok yapılması talep ediliyor ve ayrıca kadınların bu tür görevleri kabul etme ihtimalleri daha yüksek. Vesterlund’a göre kadınlar hayır dedikleri zaman kendilerini suçlu hissediyorlar çünkü onlardan evet demeleri bekleniyor. Bu konuyla ilgili yapılan bir başka deney ise, karma cinsiyetli bir grupta kadınların bir görevi üstlenme konusunda erkeklere göre %48 daha fazla gönüllü olduğunu buldu.
 
Bu kolektif beklenti hem yöneticiler hem de çalışanlar tarafından içselleştirildiğinden, bireysel kariyerleri raydan çıkarıp eşitsizlikleri güçlendiriyor. Vesterlund'un araştırması, daha az üretken görevlere sahip çalışanlara daha az ödeme yapıldığını buldu. Vesterlund, erkeklerin, yaptıkları terfi getirmeyecek işlerde, erişim ve bağlantı sağlayacak görevleri seçerek daha stratejik davrandıklarını belirtiyor.
 
McKinsey tarafından hazırlanan 2021 raporuna göre kadınlar, çalışan refahı, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık konularında liderliği, edilmeyen teşekkürlere rağmen, üstleniyorlar. Vesterlund, bu işlerin  kritik bir iş olarak görüldüğünü, ancak ödüllendirilmediğini veya takdir edilmediğini ifade ediyor. Özellikle çocuklara ve yaşlı akrabalara bakmakla kalmayıp ev içi sorumluluklarla birleştiğinde, bu kişisel baskılar, çalışan kadınlar arasında bir ruh sağlığı krizine dönüşüyor. McKinsey raporu, riskin gerçekliği hakkında uyarıyor.
 
Bununla birlikte, genellikle artan esneklik olarak sunulan hibrit çalışmaya geçişin, aslında kadınları daha az görünür hale getirerek sorunu daha da kötüleştirebileceği düşünülüyor. Bir Deloitte araştırması, uzaktan çalışanların yaklaşık %60'ının toplantılardan dışlanmış hissettiğini, %45'inin ise şirketlerindeki liderlerle yeterince iletişim kuramadıklarını ortaya koydu.
 
Vesterlund, bu duruma çözüm bulabilmek için işverenlerin ve çalışanların terfi ettirmeyen görevlerin dağılımı üzerine düşünmeleri ve bunu daha adil hale getirilmesi gerektiğini söylüyor. Bu durumu engellemek için erkekler de dengeyi korumaya yönelik terfi ettirmeyen işleri üstlenmeye gönüllü olabilir. Ayrıca, tıpkı Vesterlund ve araştırmaya katkı veren diğer yazarların yaptığı gibi kadınlar da zamanlarını ve sınırlarını korumak için birbirlerini destekleyebilirler.

SHARE: