Menu

5 August

Hayvan sağlığının karbon salımına etkisi

Bu yazıyı 3 dakikada okuyabilirsiniz

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre hayvan sağlığındaki değişimler karbon ve sera gazı salımlarını dikkate değer ölçüde etkiliyor. Bu bağlamda hayvan sağlığını gözeten programlar küresel salımları azaltmakta etkili olabilir. Fakat standart ölçekleme, raporlama ve teyit yöntemlerinin eksikliği etkili küresel veya ulusal stratejilerin oluşturulmasını ve uygulanmasını zorlaştırıyor. Bu durum ise hayvan sağlığının iklim krizi ile baş etmedeki önemli rolünü gölgeliyor.

FAO’nun Hayvan Sağlığının Ulusal İklim Taahhütlerine Etkisi (“The Role of Animal Health in National Climate Commitments”) adlı raporu hayvan sağlığının önemi ve ülkeleri iklim krizine karşı ulusal taahhütlerine nasıl entegre edebilecekleri konularına ışık tutuyor. Peki neler yapmalı?

Rapora göre hayvan sağlığını iyileştirmenin strateji çerçevelerinde yer alması için öncelikli olarak Hükümetlerarası İklim Paneli (IPCC)’nin daha karmaşık yöntemleri içeren 2. ve 3. seviye (“Tier 2, Tier 3”) metodolojileri kullanılmalı. Yalnızca bu metodolojilerin kullanımı hayvan sağlığına dair parametrelerin değişiminin salımları nasıl etkilediğini anlamayı mümkün kılabilir. Bu süreçte düzenli ve kaliteli veri akışını sağlamak ve sistem mantığı perspektifinden analizler yürütmek oldukça önemli.

2. seviye metodoloji
2. seviye metodoloji özellikle yerel üretim sistemleri ile ilgili. Bu metodoloji kategori başına düşen hayvan sayısı (ya da doğum, ölüm, ilk doğurma yaşı, doğurma aralığı ve sütten kesilme yaşı gibi parametreleri tahmin etmeye yardımcı olacak sürü parametreleri), üretim sayıları (süt mahsulü gibi), hayatın farklı evrelerindeki vücut ağırlığı ve ürün kaybı gibi verileri içeriyor. Bunların yanında sindirilebilirlik, yem sepeti kompozisyonu ve protein oranı gibi yemden faydalanma oranına dair veriler de farklı hayvan kategorileri için elde edilmeli çünkü bu veriler salım faktörleri üzerinde güçlü bir etkiye sahip. Aynı zamanda gübre yönetimine dair veriler de hesaba katılmalı.
Enerji ihtiyacı, metan (CH4) dönüşümü faktörleri, yem üretme pratikleri ve enerji kullanımına dair ikincil parametreler genellikle bu bahsedilen veriler aracılığı ile hesaplanır. Fakat 2. seviye metodoloji, bağırsak kökenli metan oranının hesaplanması için kullanılan metan dönüşüm faktörü gibi hayvan sağlığının iyileşmesinden kaynaklanan olası değişimleri genellikle içermez. Bu durumda, daha karmaşık modellemeler ve veri setleri için 3. seviye metodolojinin kullanılması gerekebilir.

Veri toplanması ve kalitesi
Gerekli olmasına rağmen kategori başına düşen hayvan sayıları genellikle ulusal istatistiklerde yer almadığı gibi sürü parametreleri doğum ve ölüm oranları gibi istatistikleri hesaplamada kullanılmıyor. Bunun yanında hastalık nedeniyle atılan süt ve et miktarına dair verilerin elde edilmesi önemli çünkü bunlar genellikle ulusal istatistiklerde yer almadığı için sera gazı salımı envanterlerinde kullanılmıyor. Bu parametrelerin elde edilmesini ve kalitesini güvence altına almak için düzenli anketler ve gözetim sistemleri uygulanmalı. Bu durumda ikincil veri ve modellerden faydalanılabilir. Bu bağlamda çeşitli aktörlerin verimli veri toplama sistemleri oluşturma çabalarına dahil olması gerekiyor.

Sistem perspektifinden salımları anlama
Ülkeler sera gazı envanterlerinde sektörel bazda direkt salımları kayıt altına alıyor. Hayvancılık sektöründe bu salımlar bağırsak fermentasyonundan kaynaklanan metan salımlarını ve gübre yönetiminden kaynaklanan metan ve nitrojen oksit (N2O) salımlarını içeriyor. Yem üretiminde ise işlenme, taşıma ve enerji üretiminden kaynaklanan salımlar “tarımsal topraklar” ya da enerji sektörü altında raporlanıyor. Fakat hayvan sağlığına yapılan müdahaleler yalnızca direkt salımları etkilediği gerekçesiyle izole edilmemeli.  Örneğin, tedarik zincirlerindeki salımlar hayvanların değiştirilmesi ihtiyacının azalması ve yem oranlarındaki değişim ile azaltılabilir. Bu nedenle bir sistem perspektifine sahip olmak ve tedarik zinciri salımlarının kaynağını bütüncül bir şekilde anlamak oldukça önemli. Bunu başarmak için iklim krizi ve hastalık dağılımı arasındaki ilişkiyi kurabilecek karmaşık modellemeleri ve öngörüleri gerçekleştirebilecek araştırma kapasitelerine ihtiyaç var.  Aynı zamanda, hayvan sağlığı ile ilgili çözümlerin bir sistem perspektifini oluşturacak şekilde yem, genetik kaynaklar, üretim sistemleri, gıda güvenliği ve değer zincirleri gibi farklı alanlara bağlı olması da önemli.

Bir diğer önemli husus ise kurumlararası iş birliği. Bu bağlamda yerel yönetim düzeyinde ve kurumsal anlaşmalar için gelişmiş farkındalık ve kapasitenin varlığı oldukça önemli. Bu ülke özeline göre uyarlanmış spesifik araçları, ulusal katkı beyanlarını (NDC) oluşturmak için paydaşlara danışmayı ve çeşitli uygulama planlarının oluşturulmasını içeriyor. Böylece hayvancılıktan sorumlu bakanlıklar ve ilgili kurumlar ile düzenli iletişim, daha önemlisi bilgi akışı sürdürülebilir.

Özetle, hayvan sağlığındaki değişimler tarım sektöründeki değer zincirleri boyunca karbon ve sera gazı salımlarını direkt ya da dolaylı yollardan etkileyebilir. Dolayısı ile bu değişimlerin salım envanterlerine dahil edilmesi gerekiyor. Fakat hayvan sağlığındaki değişimlere ve buna etki eden faktörlere dair etkili veri toplama ve işleme sistemlerinin eksikliği salımların kaynağına ve etkilerine dair gerçekçi bir resim sunulmasını engelleyebilir. Bu nedenle IPCC’nin oluşturduğu metodolojiler ve FAO raporu kurumsal düzeyde bir rehber niteliğinde.
 
 

SHARE: