Menu

1 July

Engellilere yönelik kapsayıcılığı artırmak için üç kritik yol

Bu yazıyı 2 dakikada okuyabilirsiniz.

15. Engelli Hakları Sözleşmesi’ne Taraf Devletler Konferansı, 14-16 Haziran tarihleri arasında New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde gerçekleşti. Konferansın temasını Covid bağlamında ve ötesinde engellilik çerçevesinde kapsayıcı ve katılımcı toplumlar inşa etmek oluşturdu.
 
21. yüzyılın ilk kapsamlı insan hakları sözleşmesi olan Engelli Hakları Sözleşmesi, 3 Mayıs 2008 tarihinde yürürlüğe girdi. Sözleşme, BM’nin engelli bireylere yönelik tutum ve yaklaşımlarını değiştirmek için on yıllardır sürdürdüğü çalışmaları takip ederek, engellileri hayırseverlik ve sosyal korumanın birer “nesnesi” olarak görülmekten çıkarıp; bu hakları talep edebilecek ve yaşamları için özgür rızalarıyla kararlar alabilecek “özneler” olmalarını desteklemek ve böylece toplumun aktif birer üyesi haline getirmek için oluşturuldu.
 
Sözleşmenin ardından geçen 15 yılı değerlendiren BM Genel Sekreteri António Guterres, konferansta yaptığı konuşmada engellilerin sistematik olarak ötekileştirilmesine son verecek araçlara sahip olunduğunu söyleyerek, her bireyin hayatın sosyal, ekonomik, kültürel ve politik olmak üzere tüm alanlarına tam katılımlarının sağlanarak ortak geleceğin ilerletileceğini ifade etti.
 
Guterres, sözleşmenin kabulünden bu yana 185 onay ile uluslararası toplumun herkes için kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir bir dünya oluşturmaya dair bağlılıklarını açıkladıklarını dile getirdi. Guterres, sözleşmeye taraf devletlerin %92’sinin ulusal engellilik yasalarını kabul ettiğini, %60’ından fazlasının işgücü piyasasında ayrımcılığı yasaklamak için eylem aldığını, yaklaşık %90’ının engelli çocukların eğitim haklarını koruyan yasalar yürürlüğe koyduğunu ve engelli öğrencilerin katılımının artırılmasına yönelik okul malzemelerine sahip ülkelerin yüzdesinin iki katına çıktığını ifade etti.
 
Guterres pandemi öncesinde de engellilerin eğitim, sağlık, geçim kaynaklarına erişimlerinin önünde önemli engeller olduğunu kabul ederek, engellilerin Covid’in yine en çok zarar verdiği topluluklar içinde yer aldığını ve yaşanan birçok ilerlemenin pandemi döneminde alt üst olduğunu belirtti. Guterres bu durumun silahlı çatışmalarda da hüküm sürdüğünü, engelli bireylerin genelde şiddetten kaçamadığını ve yeterli insani yardıma ulaşamadığını ekledi.
 
Sözleşmenin imzalanmasından 15 yıl sonra, Guterres kapsayıcılığı artırmak için “üç kritik yol”un altını çizdi. Guterres, teknoloji yoluyla dijital uçurumun kapatılacağını ve erişilebilirlik ile kapsayıcılığın genişletileceğini, ayrıca tehlikelere karşı daha iyi koruma sağlanacağını söylüyor. İkinci yol, engelli bireylerin işgücü pazarında eşit şartlarda yer almasını sağlamak için ekonomik güçlendirmeyi ve girişimciliği teşvik etmek.
 
Guterres’in son çağrısı ise iklim eylem alanı alanında. Son zamanlarda yayımlanan bir rapora göre ülkeler, engellileri iklim politikalarının dışında bırakmakta. Hem Guterres’in hem de raporun işaret ettiği üzere fırtına, tsunami gibi iklim felaketleri meydana geldiğinde engelliler en savunmasız gruplar arasında yer alıyor. Analize göre Paris Antlaşması’na katılan 192 ülkeden sadece 35’inin sera gazı emisyonlarını azaltma planları engellileri içerirken, yalnızca 45’i ulusal iklim uyum planlarında engellilere atıfta bulunuyor. İklim olaylarının risklerini azaltma yollarını ele alan planların hiçbiri engellilerden bahsetmiyor.
 
Guterres üç kritik yol için hükümetler, uluslararası organizasyonlar, sivil toplumlar ve özel sektör arasında geniş bir iş birliğine ihtiyaç olduğunu duyurdu. Ancak en önemli noktanın engellilerin bütün karar alma süreçlerinde aktif katılımları olduğunu vurguladı.
 
Örneklerle liderlik etmek üzere, Guterres, BM Engelliler Kapsayıcılık Stratejisi’nin üçüncü uygulama yılında olduğunu ve kapsayıcılığı sağlamak için “somut bir çerçeve” sağladığını hatırlattı. Genel merkezden sahaya, iç operasyonlardan programlara kadar engellilerin dahil edilme süreçlerini titizlikle incelediklerini ve insani, barış ve güvenlik çalışmalarına engellilerin dahil edilmesi için stratejik yol haritaları oluşturduklarını vurguladı. Ayrıca BM ofislerinde dijital ve fiziksel erişilebilirliği artırarak “engellilerin tercih ettiği bir işveren olmayı” umduklarını belirtti.
 
Genel Kurul Başkanı Abdulla Shahid ise engellilerin pandemiden işten çıkarılma, kapsayıcı olmayan sosyal koruma sistemleri ve yetersiz yardımcı teknolojiler sebebiyle nasıl daha orantısız biçimde etkilendiğini belirterek bir milyar engelli bireyin politika tasarımlarına ve uygulamalarına dahiliyetleri konusunda uluslararası topluma yönelik çağrıda bulundu.

SHARE: