Menu

5 August

B Corp’a eleştiriler

Bu yazıyı 2 dakikada okuyabilirsiniz.

B Corp sertifikası uzun yıllardır topluma ve dünyaya olan etkisini düşünerek hareket eden şirketleri ayrıştıran, pozitif etki odaklı iş modellerini teşvik eden ve şirketlere katı standartlar getiren bir sertifika oldu. B Corp olmak isteyen şirketler, bu topluluğa katılırken iş dünyasının gücünü iyilik için kullanma taahhüdü veriyor. Fakat son yıllarda, bir yandan sertifikayı almanın ön koşulu olan B Etki Değerlendirmesinde gerçeği yansıtmayan beyanlar verdiği düşünülen şirketlerin B Corp olmaları, diğer yandan büyük ölçekli ve çok uluslu olan, "yeşil badana” yapmakla itham edilen şirketlerin B Corp sertifikasını alabilmeleri tartışılmaya başlandı. S360 olarak, her zaman B Corp sertifikalı bir şirket olmakla gurur duyarken B Corp topluluğuna getirilen, birçoğunu da haklı bulduğumuz eleştirileri ele almak istedik ve konuyu S360Mag için derledik. B Corp sertifikasını veren B Lab’in bu eleştiriler üzerine dönüştürme taahhüdü verdiği B Corp hareketinin her zaman yüksek standartlar koyan bir topluluk olarak kalmasını ve dünya için en iyi olan şirketleri bir araya getirmesini umuyoruz.

B Corp’ların şirket profilindeki gelişim ve değişim

B Lab, 2006’dan bu yana 5.000’den fazla şirketin B Corp standartlarını karşıladığını onayladı. Platform, durmadan gelişerek ve iş dünyasında dikkat edilmemiş konuları gündeme getirerek önemli bir misyonu üstleniyor ve sosyal ve çevresel performans, izlenebilirlik ve şeffaflık standartlarını karşılayan şirketleri bir araya getiriyor. B Corp topluluğunun tarihçesine baktığımızda ilk olarak, yönetilmesi daha kolay olan daha küçük operasyonlarda faaliyet gösteren küçük işletmeleri ve sosyal girişimleri görüyoruz. Kurulduğu yıllarda B Corp platformu ağırlıklı olarak sosyal girişimleri buluşturuyor ve iş modeli değer odaklı olan şirketleri bir araya getiriyordu. Günümüzdeyse küçük işletmelerin yanı sıra çeşitli sayıda çok uluslu şirket de B Corp sertifikası almaya hak kazanmaya başladı. Bununla birlikte büyük ve çok uluslu, karmaşık operasyonları olan şirketlerin etki odaklı olma ve iş dünyasının gücünü iyi olan için her zaman kullanma taahhüdünü çok kolay koruyamayacağına yönelik eleştirilerin sayısı da artmaya başladı.

Özellikle Nestlé’nin iştirakleri için planlanan sertifikasyon süreci ve Nespresso’nun B Corp sertifikası alması, B Lab’in ana misyonundan saptığı yönünde eleştirilere yol açtı. Eleştirilerin bir kısmı, Nespresso’nun dağınık bir tedarik zincirinde insan hakları bakımından kontrolü zor bir operasyonu olmasından ve B Corp standartlarında “sosyal performans” başlığı altındaki kriterlerin gerçekten sağlandığına yönelik kuşkular olmasından kaynaklanıyor. Bazı sertifikalı B Corp’lar, Nespresso’nun sertifikayı yeşil badana yaparak aldığını iddia ederek şirketin sertifikalı bir B Corp olmasını protesto eden bir açık mektuba imza attı. Buna yanıt vermek adına B Lab mektubun imzacılarıyla doğrudan iletişime geçerek konuyla ilgili bilgilendirme yaptı ve şirketin üç yıllık yoğun bir sürecin ardından sertifikalandırmanın gereklerinin tamamını ve Nespresso boyutundaki şirketlerden beklenen tüm ek gereklilikleri karşıladığını ifade etti.

Performans standartları

B Corp sertifikalı olmak için şirketler çok kapsamlı ve uzun süren bir değerlendirmeden geçiyorlar. Her ne kadar her yıl değerlendirme yaklaşımı gözden geçirilse de soruların arttırılmasının ve daha seçici olmasının kritik olacağını önerenler var. Diğer yandan B Corp’un değerlendirme sisteminde her kategori için minimum puan koşulu olmadığına dikkat çekiliyor. Bu da belirli alanlarda performans boşluğu olan şirketlerin sertifikasyonuna bir engel olmadığını gösteriyor. Yani her ne kadar B Lab’in analistleri şirketlerle yaptıkları görüşmelerde bu boşlukları sorgulasalar da şirketlerin bütüncül yönetmedikleri alanlardaki performans boşluğuna rağmen B Corp sertifikalı olabilecekleri tartışılıyor. Örneğin çevresel performansı konusunda çok iyi bir tablo çizen bir şirket, temel insan hakları sorunlarına veya tedarik zincirindeki suistimallere rağmen platformun eşik değeri olarak kabul edilen puanı sağlayabiliyor.

Büyük ve çok uluslu şirketlere nasıl bakılıyor?

Bazı küresel ve çok uluslu şirketlerin B Corp sertifikası elde etmesi nedeniyle B Lab, ana misyonu olan iş dünyasının gücünü iyilik için kullanmaktan uzaklaşmakla eleştiriliyor. Öte yandan, küresel markaların topluluğa katılması, daha sorumlu bir ekonomik sistem bakış açısının ve kapitalist sistemde nadir görülen etki odaklı uygulamaların yaygınlaştırılması açısından değerli görülüyor. B Corp olmanın bir kuralı olarak şirketlerin misyonlarını uzun vadede yasal tüzüklerine/kuruluş belgelerine entegre etmelerinin önemli bir etki yaratacağından bahsediliyor. Diğer yandan B Lab, büyük ve çok uluslu şirketlerin daha kapsamlı ve uzun bir sertifikalandırma süreciyle karşı karşıya olduğunu belirterek topluluğa bir şirket dahil olacağında seçici yaklaşıldığını belirtiyor. Bu dönüşümü destekleyenlere göre çok uluslu şirketlerin B Corp olabilmesi, sistem değişimini ölçeklendirme konusunda bir fırsat olarak görülüyor.

B Corp hareketi ve sertifikaya yönelik çeşitli eleştiriler göz önünde bulundurulduğunda, B Lab’in eleştirileri dikkate alması ve gerekli düzenlemeleri yapması topluluğun sürdürülebilirliği için büyük önem taşıyor. Yalnızca bir performans ölçümünden ziyade hangi ölçekte olursa olsun şirketlere etki odaklı iş modeli dönüşümü konusunda yeni bir bakış açısı, daha iyiye ulaşmaya yönelik bir yol haritası ile topluluk olarak hareket etme ortamı sunan B Corp’un savunduğu değerlerin korunması, iş dünyasını dönüştürmeye de ilham verecek.

SHARE: