Menu

3 June

Dünyanın en zengin ülkeleri çocukların sağlığına zarar veriyor

Bu yazıyı 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Çocukların refahı ve gelişimi, çevrelerindeki ortamlarla olan ilişkilerinden doğrudan ve somut olarak etkilenir. Bu etkileşim alanlarını çocuğun ortada olduğu ve giderek genişleyen bir su damlası gibi düşünebiliriz. Temelde üç dalga altında incelenebilen çocuk-dünya ilişkisine UNICEF şöyle bir yaklaşım geliştiriyor: Çocuğun içinde olduğu dünya (ışık-ses kirliliği, su kalitesi, hava temizliği vb.), çocuğun etrafında olan dünya (yeşil alanlar, toplu taşıma, konut kalitesi vb.) ve genel olarak dünya (gıda politikası, karbon salımı, iklim krizi vb.). Bu unsurların bazıları çocuklarla doğrudan etkileşime girmese de onların deneyimlerini şekillendirerek çocukların fiziksel ve zihinsel sağlıklarının yanı sıra bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimleri üzerinde büyük etkileri yaratmakta.

UNICEF Araştırma Ofisi Direktörü Gunilla Olsson, zengin ülkelerin çoğunluğunun kendi sınırları içinde çocuklara sağlıklı ortamlar sağlamakta başarısız olmakla kalmadığını, aynı zamanda dünyanın diğer bölgelerindeki çocukların da etkileşim içinde olduğu alanlara zarar verdiğini söylüyor.

Acil politika değişikliği
UNICEF’in, yayınlanan Mekanlar ve Alanlar raporu, Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa Birliği’nde (AB) yer alan 39 ülkenin, çocukların çevrelerini nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Göstergeler arasında zehirli hava, böcek ilaçları, nem ve kurşun gibi zararlı kirleticilere maruz kalma, ışığa, yeşil alanlara ve güvenli yollara erişim ve ülkelerin iklim krizine, kaynak tüketimine ve e-atık dampingine katkıları bulunuyor. Rapor, tüm dünyanın OECD ve AB ülkeleri oranında kaynak tüketmesi halinde 3,3 dünya eşdeğerinde daha kaynağa ihtiyaç duyulacağını belirtiyor. Bu tüketim seviyesi Kanada, Lüksemburg ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki insanların yaptığı oranda olması durumunda da en az beş dünyaya ihtiyaç duyulacağını ifade ediyor.

“Burası senin bahçen değil!”

İspanya, İrlanda ve Portekiz genel olarak listenin başında yer alırken, tüm OECD ve AB ülkeleri tüm göstergelerde tüm çocuklar için sağlıklı ortamlar sağlayamıyor. Karbon emisyonları, e-atık ve kişi başına toplam kaynak tüketimine dayalı olarak, Avustralya, Belçika, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri, sınırları içinde ve ötesinde çocuklar için sağlıklı bir çevre yaratma konusunda alt sıralarda yer alan diğer zengin ülkeler arasında bulunuyor. Öte yandan, Finlandiya, İzlanda ve Norveç, ülkelerinin çocukları için daha sağlıklı ortamlar sağlayan ancak orantısız bir şekilde küresel çevre tahribatına katkıda bulunan ülkeler olarak göze çarpıyor.

UNICEF Araştırma Ofisi Direktörü Gunilla Olsson, kimi zengin ülkelerin, yurt dışında yaşayan çocukların çevrelerinin kirlenmesine en çok katkıda bulunanlar arasında yer alırken, kendi ülkelerinde çocuklar için nispeten sağlıklı ortamlar sağladığını belirtiyor. Buna karşılık, rapor
kapsamında incelenen Latin Amerika ve Avrupa'daki en az zengin OECD ve AB ülkeleri, dünya üzerinde çok daha düşük bir etkiye sahip.

Raporda, 20 milyondan fazla çocuğun kanında en tehlikeli çevresel toksik maddelerden biri olan kurşun seviyesinin oldukça yüksek olduğu belirtiliyor. Ek olarak, ev içinde üst solunum yolu enfeksiyonlarına, astıma ve bronşite neden olan nem ve küf, İzlanda, Letonya, Portekiz ve Birleşik Krallık'ta her beş çocuktan birinin maruz kaldığı çevresel zararlardan. Kıbrıs, Macaristan ve Türkiye'de ise bu sayı dörtte birden fazla. Bugün dünyadaki birçok çocuk evlerinin içinde ve dışında zehirli hava soluyor.

Belçika, Çek Cumhuriyeti, İsrail ve Polonya'daki her 12 çocuktan biri, çocukluk çağı lösemisi de dahil olmak üzere kanserle bağlantılı olan ve hayati vücut sistemlerine zarar verebilen yüksek pestisit kirliliğine maruz kalıyor. Olsson, çocukların gelişmesi için daha iyi yerler ve alanlar yaratmayı kendimize ve gelecek nesillere borçlu olduğumuzu söylüyor.

Yedi ülkede, dörtte birden fazla hane aşırı kalabalıktan muzdarip ve bu durum çocukların öğrenme kapasitelerini olumsuz etkiliyor. Kendine ait sessiz bir alana sahip olmak hem mahremiyet hem de ders çalışmak için iyi bir ortam sağlarken birçok çocuk bu imkana sahip değil. Ortalama bir ülkede, 15 yaşındaki her yedi kişiden birinin, çalışmak için sessiz bir yeri veya kendi çalışma masası yok. Şili, Meksika ve Kolombiya’da ise 15 yaşındaki gençlerin %30’undan fazlası bu temel olanaklara da sahip değil.

Çocukların Ortamlarını İyileştirin

UNICEF yetkilisi, "Atıklar, sağlığa zararlı kirleticiler ve tükenen doğal kaynaklar, çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel sağlığına zarar veriyor ve gezegenimizin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor" diyen UNICEF farklı ölçeklerdeki otoriteleri harekete çağırıyor. Yetkililer ulusal, bölgesel ve yerel yönetimleri kimyasal atıklar başta olmak üzere hava ve su kirliliğini azaltmaya, yüksek kaliteli konut ve mahalleler temin etmeye ve böylece çocukların çevrelerini iyileştirmeye davet ediyor.

Hükümetler ve işletmeler, 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını azaltma taahhütlerini derhal yerine getirmeli. Ayrıca iklim adaptasyonu, eğitimden altyapıya kadar çeşitli sektörlerde eylemin ön saflarında yer almalıdır.

Çocuklara duyarlı çevre politikaları, çocukların ihtiyaçlarının karar verme sürecine dahil edilmesini ve gelecek nesilleri orantısız şekilde etkileyecek politikalar tasarlanırken onların bakış açılarının dikkate alınmasını sağlamalıdır.

Son olarak UNICEF'in raporu, günümüzün çevre sorunlarıyla en uzun süre karşı karşıya kalacak olmalarına rağmen, olayların gidişatını en az etkileyebilecek olanların çocuklar olduğunu hatırlatıyor.
 

SHARE: