Menu

17 June

Davos Zirvesi’nde gündem iklim krizi

Bu yazıyı 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Covid-19 kısıtlamalarından bu yana ilk kez yüz yüze gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Ukrayna’daki şiddetli savaş, azalan gıda arzı, giderek kötüleşen iklim olayları ve küresel bir salgının ortasında, İsviçre’nin Davos kentinde düzenlendi.
 
Konferansa özel jet yoluyla ulaşım sağlanması eleştirilerin hedefi olurken, organizatörler grup aktivitelerinin çevresel projeleri desteklemesi ve karbon dengeleme yoluyla Davos’un karbon-nötr olduğunu belirtti.
 
Geçtiğimiz yıl ana gündemi sağlık belirlerken, bu yıl tartışmaların hemen hemen üçte biri iklim krizi üzerineydi. Eco-Business’ın Davos Zirvesi’ndeki söylemleri analiz etmesi sonucu öne çıkan başlıklar şu şekilde:

1. Küresel enerji krizi
Paris İklim Anlaşması’nda esas olan, küresel ısınmayı sanayileşme öncesi döneme kıyasla 1,5°C ile sınırlama hedefi önemini korumakta. Bilim insanları bu hedefe ulaşmak için 2030’a kadar salımların yarı yarıya azalması gerektiğini belirtiyor. Fakat mevcut gidişat, 1,5°C hedefini tutturmanın mümkün olmayacağına işaret ediyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ticari ve siyasi etkilerinin hidrokarbon fiyatlarında yol açtığı dalgalanma bazı ülkeleri yerel yenilenebilir enerji politikalarını öne çıkarmaya teşvik etse de kömürden enerji üretimi 2021’de tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı ve fosil yakıtlara olan talep giderek artıyor.

Zirvede ABD iklim özel temsilcisi Kerry, Ukrayna’nın işgali sonucu enerji güvenliği çerçevesinde ortaya çıkan sorunların ve mevcut enerji taleplerini karşılamanın daha fazla altyapı inşası veya sondaj yapılması anlamına gelmediğini vurgularken Paris Anlaşması’na uyarak zamanında olmasa da karbonsuz veya düşük karbonlu ekonomiye ulaşılacağı yönündeki inancını dile getirdi.

2. Asya'nın en büyük kirleticilerinin iklim taahhütleri
Çin, enerji kriziyle mücadele etmek için kömüre odaklanmış olsa da Çin iklim değişikliği özel temsilcisi Xie Zhenhua zirvede, Paris İklim Antlaşması hedeflerine ulaşılması yolunda Çin’in vermiş olduğu taahhütleri yineledi. Yüksek enerji fiyatları ve enerji kesintileri nedeniyle Çin geçtiğimiz dönemlerde kömür üretimini artırarak kömürden 2026 itibarıyla uzaklaşmaya başlayacağını açıkladı. Davos’ta Çin’in karbon salımlarını azaltma amacıyla 2030’a kadar 70 milyar ağaç dikme sözü vermesi konusunda uzmanlar, bunun salımı azaltmaya veya biyoçeşitliliği korumaya dair bir oyalama olmaması gerektiğini vurguladı.

Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi, Hindistan, 2070’e kadar net sıfıra ulaşma sözü verirken 2030’a kadar da 450 gigawatt güneş ve rüzgâr enerjisine sahip olmak istediğini söyledi. Bununla beraber Hindistan, Davos’ta kömür santrallerini kapatmak yerine santralin üretimini azaltma hedefleri olduğunu açıkladı. Bunların dışında özel sektörün iklim değişikliğiyle mücadelesi kapsamında Hintli firmaların bir WEF girişimi olan CEO İklim Liderleri İttifakı’na katılacağı açıklandı.

3. Gıda krizi
Ukrayna – Rusya krizi buğday, mısır ve ayçiçek yağı gibi temel ürünlerin ihracatını sınırlayarak kıtlık ve fiyat artışına yol açtı. Afrika, Avustralya ve Hindistan’daki ekstrem hava koşulları da mahsul verimini etkilerken, ülkeler ihracat yasakları, gıda krizi ve ekonomik krizle karşı karşıya kaldı.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Genel Müdürü David Beasley, şu anki durumun “açtan yemek alıp, açlıktan ölene vermek” olduğunu belirtirken program 325 milyon insanın akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu tahmin ediyor.

4. Eko-anksiyete
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) son raporu, küresel ısınmanın ruh sağlığını nasıl etkilediği üzerine odaklanmıştı. İklim değişikliğine katkıda bulunmadaki ve mücadele etmedeki rolleri nedeniyle endişe ve suçluluk duyma durumu gençler arasında çok daha yaygın.

Davos’ta da eko-anksiyete üzerine odaklanan paneller gerçekleştirildi. WEF girişimi Zürih Hub’dan David Dao gençlerin ve daha yaşlı kuşakların iklim krizine bakışları arasında bir kopukluk olabileceğini dile getirdi. Ülkeler ve yatırımcılar doğaya yatırım yaparken bir karşılık beklerken, gençler ise bu krize varoluşsal ve etik yönden yaklaşıyor.

 5. ÇSY çabalarını standartlaştırmak
Standardizasyon, firmaları eşit şartlara getirmek ve “yeşil badana”dan kaçınmak için özel sektörün sürdürülebilirlik girişimlerinin temel ilkelerinden birini oluşturuyor. Ancak halihazırda 600’den fazla ÇSY (Çevresel, Sosyal, Yönetimsel) derecelendirmesi olması şirketlerin sürdürülebilirlik çabalarını karşılaştırmayı zorlaştırıyor.

Net sıfır konusunda ise dünyadaki en büyük 2000 halka açık şirketin yalnızca beşte biri hedefler belirlemiş durumda. Bu sebeplerle bu yılki konferansta iş dünyası liderleri, daha uyumlu ÇSY standartları için çağrıda bulundu.

SHARE: