Menu

22 July

Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir finans taksonomisi nedir?

Bu yazıyı 2 dakikada okuyabilirsiniz.
 
Bir taraf sürdürülebilir finans taksonomisinin dünyanın en iddialı çevreci yatırım rehberi olduğunu ve yüklü miktarda parayı iklim değişikliğiyle mücadeleye yönlendirebileceğini savunurken diğer bir taraf bunun AB’nin iklim değişikliği hedeflerini riske atacak bir yeşil badana olduğunu iddia etmekte. Peki nedir bu sürdürülebilir finans taksonomisi?

AB sınıflandırması ekonominin hangi kısımlarının sürdürülebilir yatırım olarak pazarlanabileceğini kategorize eden karmaşık bir sistem. Bu sınıflandırma, ekonomik ilişkilerin yanı sıra her aktivitenin yeşil etiket kazanması için karşılaması gereken detaylandırılmış çevresel kriterleri içeriyor. Çelik fabrikaları, elektrikli arabalar ve bina restorasyonları dahil olmak üzere yatırımları kapsayan pek çok sektör için kurallar bu yıl yürürlüğe girdi. Ne yazık ki doğal gaz ve nükleer enerjiye dair kurallar, bu yakıtların iklim değişikliğine yardımı dokunup dokunmadığı konusunda anlaşmazlığa sahip hükümetlerin yoğun lobi faaliyetleri dolayısıyla uzun süre ertelendi.

Avrupa Komisyonu Şubat ayında doğal gaz ve nükleer enerji santrallerinin, belli kriterleri karşıladığı takdirde, taksonomiye eklenmesi yönünde bir teklifte bulundu. Avrupa Parlamentosu da geçtiğimiz günlerde bu teklife destek vererek yasalaşmasının ve 2023’te yürürlüğe girmesinin önünü açtı. AB’nin 27 üyesinden 20 tanesi bu teklifi reddedebilir, fakat bu da pek olası görünmüyor.
 
Komisyon teklifine göre, gaz ile çalışan bir elektrik santralinin yeşil sayılabilmesi için santral, 2035’e kadar düşük karbonlu yakıtlara geçme taahhüdü vermeli. Bunun yanında kilovat saat başına 270 gramdan fazla karbondioksit salmamalı veya 20 yıldaki ortalama karbon salımı 550 g/kW olmalı.
 
Bu taksonomi ne için var?
 
Taksonomi, yeşil olarak etiketlenmeyen faaliyetlere olan yatırımları yasaklamıyor ancak şirketlerin ve yatırımcıların hangilerinin iklim dostu olduğunu iddia edebileceklerini sınırlayabiliyor. Yani yeşil badanayı büyük oranda engelleme amacı ve potansiyeli taşıyor. AB’nin 2050 yılına kadar net karbon salımlarını ortadan kaldırma hedefi, pek çoğu özel finansman olmak üzere büyük yatırımlar gerektirecek. Bu taksonomi gerçekten çevre dostu olan faaliyetleri daha görünür ve çekici kılabilmeyi hedefliyor.

AB’deki finansal hizmet sağlayıcıları hangi yatırımlarının taksonomideki iklim kriterlerine uygun olduğunu açıklamalı. Her bir yatırım işleminde, altta yatan payların hangilerinin kurallara uygun olduğu beyan edilmeli. Büyük şirketler ve borsada işlem gören firmalar da cirolarının ve sermayelerinin hangi payının kriterlere uygun olduğunu bildirmeli.

Peki bir yatırımı yeşil yapan nedir? Bu kapsamda kurallar üç tür yatırımı sınıflandırıyor.

Başta rüzgâr enerjisi çiftlikleri gibi yeşil hedeflere önemli ölçüde katkıda bulunanlar geliyor. İkinci sırada ise yenilenebilir elektrik veya hidrojen depolayabilen tesisler gibi yeşil faaliyetleri mümkün kılanlar geliyor. Son olarak da tamamen sürdürülebilir hale getirilemeyen ama karbon salımları ortalamadan az olan ve kirletici işlemleri mecbur kılmayan veya daha yeşil alternatiflerin önünü kesmeyen gaz ve nükleer santraller burada değerlendiriliyor.

Bu kurallar uzun süre AB hükümetleri ve endüstrilerinin yoğun lobi faaliyetleriyle karşı karşıya kaldı. AB politika yapıcıları iklim kurallarını 2020’de tamamlamayı umuyordu, en sonunda Nisan 2021’de çoğu sektörü kapsayan bir dizi kural yayımlandı; gaz ve nükleer kriterler ise bu yıla kadar ertelendi.

Kriterler bilime dayalı hedefler yoluyla iklim değişikliğiyle mücadele etmek üzere uzman danışmanların önerileriyle tasarlandı fakat danışmanlardan bazıları bilimsel kriterlerin kurallar üzerindeki politik mücadeleler dolayısıyla bir kenara bırakıldığını söylüyor.

Son olarak taksonomiye göre bir faaliyet yeşil sayılabilmek için altı çevresel hedeften birine önemli ölçüde katkıda bulunmanın yanında diğerlerine zarar vermemeli. Şu ana kadar kurallar bunlardan ikisini kapsıyor: İklim değişikliğiyle mücadele ve etkilerine uyum sağlama. Su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı/korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi/ kontrolü, biyolojik çeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması/restore edilmesi üzerine kriterler ise bu yıl tamamlanacak.
 

SHARE: