Menu

1 July

İklim krizi gerçeklerini ‘yine yeni yeniden’ anlatmak

Bu yazıyı 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Yeni bir araştırma ile tekrar ortaya kondu ki iklim krizine dair görüşler medya tarafından şekillenebilir. Fakat bilimsel raporlamanın iklim krizine dair olumsuz ve sabit fikirlere sahip insanlar üzerinde sınırlı bir etkisi var.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yürütülen bir çalışma sonucunda farklı medya içeriklerini değerlendiren katılımcıların iklim bilimine dair görüşlerinin bilimsel gerçekleri doğru yansıtan raporları okuduktan sonra değiştiği gözlemlendi. Aynı zamanda, görüşleri değişen katılımcıların iklim krizine çözüm üreten politikaları destekleme konusunda daha gönüllü olduğu belirtildi. Buna rağmen, katılımcılar iklim bilimine karşı fikirler ortaya koyan medya içeriklerine maruz kaldığı zaman bu gönüllü desteğin uzun süreli olmadığı gözlemlendi.

Ohio Üniversitesi’nde doçent ve araştırmanın yürütücülerinden biri olan Thomas Wood’a göre sorunun Amerikalıların bilimsel yayınlara karşı kayıtsız kalmasından kaynaklanmadığını, doğru bilimsel raporlamanın insanların dikkat ve referans çerçevesinde uzun süre kalmadığını belirtiyor. Bu nedenle Woods bilimsel bilginin etkisini artırmak için daha sık tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bilimsel gerçeklerin insanların fikirlerini değiştirmedeki etkisi şaşırtıcı ölçüde büyük olsa da akıldan bir o kadar hızlı çıkıyorlar. Dolayısıyla insanların aynı hikâyeyi, aynı gerçekleri tekrar tekrar duyması gerek.

Araştırmanın 2020 yılındaki ilk aşamasında 2,898 online katılımcı bilimsel gerçeklerin yer aldığı makaleleri inceledi. Deneyin bir hafta sonraki ikinci ve üçüncü aşamalarında ise katılımcılar rastgele gruplara ayrılarak iklim bilimine karşı çıkan bir düşünce yazısı, başka bir bilimsel makale, iklim krizine karşı partizan bir yaklaşım benimseyen bir yazı ve iklim krizi ile bağlantılı olmayan başka bir içerik (yemek pişirme) okudu.

Dördüncü aşamada ise katılımcıların çeşitli politikalara ve iklim krizine dair yaklaşımları sorgulandı. Her aşamanın ardından katılımcılara iklim krizine ve bu duruma insanların neden olduğuna inanıp inanmadıkları soruldu. Bunun yanı sıra, katılımcılardan yenilenebilir enerjiyi destekleyip desteklemedikleri hakkındaki görüşleri alındı.

Sonuçlara bakıldığında, ilk aşamada iklim bilimine karşı şüpheci bir duruş sergileyen kişiler görüşlerinin değiştiğini ve yenilenebilir enerji ve iklimi korumaya yönelik hükümet eylemlerini değerlendirmeye hevesli olduklarını belirtti. Fakat dördüncü ve beşinci aşamalara gelindiğinde bu kişilerin eski duruşlarına geri döndüğü gözlemlendi. Bu sonuca dayanarak araştırmacılar bilimsel içeriklere maruz kalmanın gerçekliğe dayalı doğruluğu artırdığını fakat bu gelişmenin kısa süreli ve araştırmanın sonuna doğru tespit edilemez olduğunu belirtti. Buna ek olarak bilime karşı şüpheci bir tutumu olan düşüncelere maruz kalmanın doğruluk kazanımlarını nötrleştirdiği ya da tersine çevirdiği belirtiliyor.

Beklentilerin tersine partizan çatışmalara odaklanan haberlerin gerçeklere dair doğruluğu düşürmediği gözlemlendi. Öte yandan, bilimsel içeriklerin okunduktan hemen sonra iklim krizi için önlem alan hükümet eylemlerine desteği artırdığı belirtiliyor. Fakat bu etki de uzun süreli değil.

Sonuç olarak, bu çalışma iklim krizi dahil olmak üzere farklı sosyal ve çevresel krizler bağlamında farklı düşünce kalıplarının ve tavırların medya içerikleri ile nasıl şekillenebileceğini gösteriyor. Bu düşünce kalıplarının oluşumunda ve sürdürülmesinde yer alan faktörlerin açığa çıkması çeşitli krizler karşısında neden şiddetli fikir çatışmalarının ortaya çıktığına ve bu bağlamda her zaman doğru kararların alınamadığına ışık tutabilir.
 

SHARE: